SO SMALL in Turkish translation

[səʊ smɔːl]
[səʊ smɔːl]
çok küçük
very small
is too small
so small
very little
too young
very young
too little
so little
really small
very tiny
çok ufak
very small
is too small
is so small
's so little
very tiny
is so tiny
the very faintest
is very little
too little
he was a tiny little
çok zayıf
very weak
is too weak
is weak
is so weak
so thin
very thin
too skinny
too thin
very faint
very poor
çok az
very little
very
barely
so little
hardly
too little
so few
too few
minimal
rarely
çok küçülmüş

Examples of using So small in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Wow, so small!
When I found her, she was so small that I nicknamed her flea.
Bulduğumda o kadar küçüktü ki ona'' Pire'' diye isim taktım.
You were so small.
Çok küçüksün. Yani.
They must be so small.
Çok düşük olmalı.
It is so small a single girl could eat it.
O kadar küçük ki tek bir kız yiyebilir.
So small a word will never do.
Bu kadar küçük bir kelime yetmez.
So small, you can't even see them.
O kadar küçükler ki göremiyorsun bile.
Who would have thought one so small could endure so much pain?
Kim tahmin ederdi ki öyle küçücük biri bunca ıstıraba tahammül edebilsin?
So small at first, then look how they grow.
Başta ne kadar küçükler, ama sonra bakın nasıl büyüyorlar.
Japan is so small there's no escape!
Japonya o kadar küçük ki, kaçacak yer yok!
And why's his head so small?
Ve kafası neden bu kadar küçük?
So small you could hardly see it!
O kadar küçük ki zor görünüyor!
Man, it's so small he needs tweezers to take a piss.
Adamım, o kadar küçük ki, işemek için, cımbız kullanıyor.
Some so small, they can float on the wind.
Bazılar öyle küçüktür ki, rüzgarla birlikte havalanırlar.
He looks so small.
Amma da küçük görünüyor.'' demiştim.
The tumor on her spine, it was so small, but I didn't get it all.
Omurgasındaki tümör o kadar küçüktü ki, onu tamamen çıkartamadım.
Why can something so small change the way you view the entire world?
Neden bu kadar küçük bir şey, tüm dünyaya bakış açını değiştirebiliyor?
Pieces so small we can get them out.
Küçücük parçalar… Bırakıp gidebiliriz.
How do you explain that this used to be so small?
Bunun bu kadar ufak olmasını nasıl açıklıyorsun?
Siam not so small.
Siyam o kadar küçük değil.
Results: 352, Time: 0.0773

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish