SOARING in Turkish translation

['sɔːriŋ]
['sɔːriŋ]
yükselen
rising
soaring
emerging
famous
süzülen
floating
gliding
percolate
havada süzülen
yüksekten uçan
uçan
flying
flyin
floaty
yüksek yüksek
high
lofty
soaring

Examples of using Soaring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Prices keep on soaring.
Fiyatlar yükselmeye devam ediyor.
A thread cut kite soaring away, a sliced cloud caress.
Uzakta uçarken bir iplik kesik uçurtması, dilimlenen bir bulut öpücüğü.
Crisis-hit Bulgaria witnessed a nationwide protest against soaring fuel prices Sunday.
Kriz mağduru Bulgaristan, Pazar günü, artan akaryakıt fiyatlarına karşı ülke çapında gösterilere sahne oldu.
You knew him at Camp Soaring Arrow?
Onu Soaring Arrow kampından mı tanırdınız?
Too bad you don't have natural soaring abilities.
Doğal uçma yeteneğinizin olmaması çok kötü.
Year 2017… Soaring ambitions.
Yükselme hırsları. Yıl 2017.
Soaring ambitions. Year 2017.
Yükselme hırsları. Yıl 2017.
And what a soaring, fat balance it is.
Hem de ne yüksek, hoş tutarları.
Maybe I just really like the idea of taking a jump… and soaring.
Belki de zıplamanın ve havada süzülmenin… iyi olduğu fikrini seviyorumdur.
Of taking a jump… and soaring.- Maybe I just really like the idea.
Belki de zıplamanın ve havada süzülmenin… iyi olduğu fikrini seviyorumdur.
Soaring oil prices are sparking fears of higher inflation. Reuters.
Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyonun yükseleceğine dair endişeye neden oluyor. Reuters.
The air currents beneath my wings the exhilaration of soaring above the treetops.
Kanatlarımın altındaki hava akıntısı,… ağaç tepelerinin üzerinde süzülmenin keyfi.
Nothing like a soaring temperature to help the work.
İnsanın iş yapmasına yardım eden soğuk hava gibisi yok.
Picture a bald eagle soaring!
Kel kartal süzülüyor!
Soaring high above the breezes.
Yüksek esintilerde uçuyor.
Soaring sweetly from my throat♪.
Boğazımdan tatlı tatlı yükseliyor.
sending mortgage rates soaring.
mortgage faizleri yükseliyor.
A falcon flies alone soaring in the wind.
Bir şahin tek başına uçuyor rüzgârda süzülerek.
If I see one more"ultimate penthouse" with"soaring views.
Bir tane daha'' muhteşem manzaralı lüks çatı katı'' görürsem delireceğim.
Your stock is soaring.
Hisseler çok yükseldi.
Results: 127, Time: 0.0808

Top dictionary queries

English - Turkish