STANDING NEXT in Turkish translation

['stændiŋ nekst]
['stændiŋ nekst]
yanında duran
stands beside
sitting next
yan yana dururken
diğer sefer yanımda duran
yanında çok özel bir dekolte duruyordu

Examples of using Standing next in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Standing next to Janis.
Janisin yanında duruyorsun.
Will make our work look suspect. Even standing next to her at this point.
Bu noktada kadının yanında durmak bile işimizi şüpheli gösterecek.
I'm standing next to a bomb that's on final countdown.
Geri sayımı bitmek üzere olan bir bombanın yanında duruyorum.
Standing next to Tuliver, who did four years in Leavenworth when he died.
O öldüğünde dört yıl Leavenworthde yatan Tuliverın yanında duruyordu.
There is the goddess, standing next to Charlie, in her negligee.
İşte tanrıça, sabahlığıyla Charlienin yanında duruyor.
I saw Tom standing next to Mary's motorcycle.
Tomu Marynin motosikletinin yanında dururken gördüm.
I don't smoke anymore, but I love standing next to people who still do.
Artık sigara içmiyorum ama içenlerin yanında durmayı çok seviyorum.
That's like standing next to the engine of a jumbo jet.
Jumbo jet motorunun yanında dikilmek gibidir.
I will be standing next to her.
onun yanında olacağım.
I will be standing next to you.
Tam senin yanında duracağım.
Know what? I will be standing next to you.
Neyi bileceğim? Senin yanında olacağım.
I will be standing next to you. Know what?
Neyi bileceğim? Senin yanında olacağım?
Back in my room, standing next to my bed.
Geri dönmüş yatağımın yanında dikiliyordu.
When Tom Costello took that bullet standing next to you, how would you feel?
Tom Costello yanında dururken mermi yediğinde nasıl hissettin?
A man standing next to a child's training shoe.
Çocuk antrenman ayakkabısının yanında dikilen bir adam.
She always looks so great standing next to you.
Senin yanında her zaman çok iyi görünüyor.
There was a picture of our dead man standing next to a very distinctive décolletage.
Bizim ölü adamın yanında… çok özel bir dekolte duruyordu.
Cohen… No, I'm just a guy standing next to you.
Cohen… Tamam ben sadece senin yanında dikilen birisiyim.
Aunt Peggy standing next to JFK.
Peggy teyze, Kennedynin yanında dururken.
Yeah, I could have taken Liz down in the kitchen too if it wasn't for her ten friends standing next to her.
Evet, eğer onun yanında duran on arkadaşı olmasaydı, Lizi mutfakta da halledebilirdim.
Results: 85, Time: 0.0422

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish