THEIR TRUST in Turkish translation

[ðeər trʌst]
[ðeər trʌst]
onların güvenini
that trust
that confidence
güvenirler
they trust
rely
güvenip dayanırlar
their trust
güvenip dayanırlar 3,135
onların güvenlerini
that trust
that confidence
olan güvenini
that trust
that confidence
olan güvenlerini
that trust
that confidence
onların güveni
48,24
rablerine güvenenler

Examples of using Their trust in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But, Sweden is important to us, and only you can win their trust.
Ama, İsveç, bizim için önemli ve sadece onların güvenini sen kazanabilirsin.
And once you do that, you have earned their trust.
Ve bunu bir kez başarırsanız, onların güvenini kazanırsınız.
earn their trust.
Teğmen,… onların güvenini kazanmalıyız.
I have their trust.
Onlara güvenim var.
You made me betray their trust.
Bana olan güvenlerine ihanet ettim.
What you did for the people as Prime Minister betrayed their trust.
Başbakan olarak halkın için yaptığın şey onların güvenine ihanet etti.
Let the believers, then, put all their trust in Allah.
Yalnız Allaha güvenip dayansın inananlar.
Who honor their trust and promises.
Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Who honor their trust and promises.
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
I'm a natural. I know how to talk to them, I have their trust.
Nasıl konuşacağımı bilirim, bana güvenirler. Doğuştan yetenekliyim.
Let the believers, then, put all their trust in Allah.
Onun için müminler yalnız Allaha dayanıp güvensinler.
I need to offer them something to win their trust.
Onlara bir teklif sunup güvenlerini kazanmalıyım.
The trusting place their trust in Him.
Tevekkül edecek olanlar, Ona tevekkül etsinler.
You start lying to people you care about, it destroys their trust, and when that happens, that's how you
Önem verdiğin insanlara yalan söylemeye başlarsın bu onların güvenini bitirir, ve böyle olunca sonun Arroyo
As a father, you do everything to keep your family safe, even if you have to break their trust.
Bir baba gibi, Aileni güvende tutmak için her şeyi yaparsın, Onların güvenini sarsacak olsan bile.
too, but if we are to capture the public imagination and their trust, we need more than fat policemen toppling off ladders.
kamusal hayal gücünü ve onların güveni yakalamak için, Merdivenlerden devrilmekten daha fazla yağ polisine ihtiyacımız var.
the culture of an alien world meeting the inhabitants, earning their trust.
orada oturanlarla tanışma ve onların güvenini kazanmayla kıyaslanacak çok az şey var.
the public is regaining their trust in banks and are no longer stuffing mattresses with their hard-earned money.
halk bankalara olan güvenini geri kazanıyor ve alın teriyle kazandığı paraları artık yastığının altına koymuyor.
These are wild animals, they have never interacted with humans before, so you're going to have to earn their trust and respect.
Bunlar vahşi hayvanlar. Daha önce insanlarla hiç iletişime geçmediler. Yani onların güvenlerini ve saygılarını kazanacaksınız.
So, this Adams, he seduces several women, earns their trust, and then starts asking for money.
Adams denen adam birkaç kadını birden baştan çıkarıyor. Güvenlerini kazanıyor, sonra da para sızdırıyor.
Results: 63, Time: 0.0553

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish