UNCERTAIN FUTURE in Turkish translation

[ʌn's3ːtn 'fjuːtʃər]
[ʌn's3ːtn 'fjuːtʃər]
belirsiz geleceğinin
belirsiz geleceğe
geleceği belirsiz
meçhul bir gelecekle
geleceğimiz belli değildi

Examples of using Uncertain future in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
As lost sheep in the eyes of our Lord, we need guidance in the face of the unknown and uncertain future.
Tanrının gözünde yolunu kaybetmişler olarak bilinmeyen ve kesin olmayan geleceğe dair bir yol göstericiye ihtiyacımız var.
Swan… and I know… that you face an uncertain future, but there's one thing that I want you to be certain of… that I will always,
Swan farkındayım kesinliği olmayan bir gelecekle karşı karşıyasın ama kesin olmasını istediğim bir şey
We face a terrible enemy and an uncertain future, but if we are never heard from again,
Korkunç bir düşman ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyayız. Ama
This is not a good scenario and it would mean an uncertain future," Finnish Prime Minister Matti Vanhanen said. Getty Images.
Bu iyi bir senaryo değildir ve belirsiz bir gelecek anlamına gelmektedir.'' dedi. Getty Images.
All of us. we must be valiant, too… As we head into an uncertain future.
İçine girerken belirsiz bir gelecek, biz de yiğit olmalıyız… Hepimiz.
We face a terrible enemy and an uncertain future, Now!- Going!
Korkunç bir düşman ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyayız. Başlıyorum! Şimdi!
But if we are never heard from again,- Going! We face a terrible enemy and an uncertain future, Now!
Korkunç bir düşman ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyayız. Başlıyorum! Şimdi!
After only a week as Minister of Justice Buch faces an uncertain future due to what is described as a political blunder.
Adalet Bakanı olarak geçirdiği bir haftanın ardından Buch,… politik bir gaf olarak adlandırılan olay yüzünden belirsiz bir gelecekle yüzleşiyor.
And we can guarantee a clean, blue sky or an uncertain future with nuclear power.
Ya temiz, mavi bir gökyüzünü garantileyeceğiz, ya da nükleer güç ile belirsiz bir geleceği.
Bravo! If Lisa Wagner pulled outthat performance, and a suddenlyvery uncertain future. with a trunkfull of handmade puppets maybe she wouldn't be drivingback to her parents' house!
Lisa Wagner o performansı sunsaydı… beki de içi el yapımı kuklalar ve belirsiz bir gelecekle… ailesinin evine doğru yola çıkmazdı. Bravo!
Is a reminder that they face an uncertain future. But the annual disappearance of their ice world.
Fakat soğuk dünyalarındaki her yıl meydana gelen yok oluşlar… belirsiz bir gelecekle karşı karşıya olduklarını hatırlatıyor.
But the annual disappearance of their ice world is a reminder that they face an uncertain future.
Fakat soğuk dünyalarındaki her yıl meydana gelen yok oluşlar… belirsiz bir gelecekle karşı karşıya olduklarını hatırlatıyor.
The uncertain future.
Belirsiz bir gelecek.
An uncertain future.
Belirsiz bir gelecek vardı.
Let us turn thought from uncertain future.
Şimdi belirsiz geleceği düşünmeyi bırakalım.
Make the most of an uncertain future.
Belirsiz geleceği iyi değerlendirin.
Let us turn thought from uncertain future.
Şimdi kesin olmayan bir geleceği düşünmeyelim.
Amsterdam, Copenhagen and London face an uncertain future.
Amsterdam, Copenhag ve Londra belirsiz bir gelecek ile karşı karşıya.
The romance between a loving couple with an uncertain future.
Belirsiz bir geleceğe yönelen âşık bir çift ne romantiktir.
But the wildlife in these waters faces an uncertain future.
Ama bu sulardaki yaban hayatının önünde belirsiz bir gelecek var.
Results: 212, Time: 0.042

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish