UNEQUAL in Turkish translation

[ˌʌn'iːkwəl]
[ˌʌn'iːkwəl]
eşit
equal
same
even
equivalent
equality
evenly
alike
dengesiz
balance
equilibrium
stability
ballast
stabilization
deng
counterbalance
adaletsiz
justice
fairness
eşitsiz
equal
same
even
equivalent
equality
evenly
alike

Examples of using Unequal in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Duchess of Mazarine is used as an example of"the dangers of an ill Education and unequal Marriage.
Mazarine düşesi'' hastalıklı eğitimin ve eşitsiz evliliğin tehlikelerine örnek olarak kullanılır.
such as economic instability, political corruption, unemployment and unequal income distribution.
gelir dağılımında eşitsizlik gibi mevcut sorunlara yanıt verememesi olduğunu söylüyor.
China's unequal transportation system-combined with important differences in the availability of natural
Çinin eşit olmayan ulaşım sistemi -doğal ve beşeri kaynakların bulunabilirliği
They agreed with the result that the string will break due to unequal accelerations in the rocket frames, which causes the rest length between them to increase see the Minkowski diagram in the analysis section.
Onlar roketler arasındaki durgun uzunluğun artmasına neden olan roketlerin çerçevesindeki eşit olmayan ivmelenme nedeniyle telin kopacağına katılıyorlardı bkz Minkowski diyagramı analiz bölümü.
My role is for one of the earth's most unequal regions and become a decent and fair place for
Bu görev, dünyanın en eşit olmayan bölgelerinden birinin… tarihini tersine çevirerek… burayı toplumu için düzgün
is demonising another set of humans, or treating them as unequal.
başka sınıftan insanları kötü göstermek ya da onlara eşit değilmişiz gibi davranmaktır.
he divided the motion of Difference in six parts, to have seven unequal circles.
Farklılıkın hareketini eşit olmayan yedi daire elde etmek için altı parçaya böldü.
while the four moving at unequal speeds are the Moon, Mars, Jupiter and Saturn 36c-d.
Jüpiter ve Satürn ile eşit olmayan hızlarda hareket ettiler 36c-d.
I'm convinced each day we're a little closer to… the fight Between those who wish to change this country… and those who seek to perpetuate this unequal inhuman society.
Her geçen gün inanıyorum ki,'' bu ülkeyi değiştirmek isteyenler'' le'' bu adaletsiz, insanlık dışı sistemi sürdürmek isteyenler'' arasındaki savaş gittikçe yaklaşıyor.
Sara Ruddick- namely that human interactions occur between people who are unequal yet interdependent,
Sara Ruddickinkilere oldukça benzemektedir; yani insan etkileşimleri, birbirine bağımlı ama eşit olmayan insanlar
And those who seek to perpetuate this unequal inhuman society. I'm convinced each day we're a little closer to… the fight Between those who wish to change this country.
Her geçen gün inanıyorum ki, bu ülkeyi değiştirmek isteyenler'' le…'' bu adaletsiz, insanlık dışı sistemi sürdürmek isteyenler''… arasındaki savaş gittikçe yaklaşıyor.
focuses on the"general desire for unequal relations among social groups,
sosyal gruplar arasındaki eşitsiz ilişkiler için genel bir arzu”
The fIght between those who wIsh to change thIs country"--- I'm con"v"lnced each day we're a llttle closer to"--- and those who seek to perpetuate thIs unequal Inhuman soclety.
Her geçen gün inanıyorum ki, bu ülkeyi değiştirmek isteyenler'' le…'' bu adaletsiz, insanlık dışı sistemi sürdürmek isteyenler''… arasındaki savaş gittikçe yaklaşıyor.
Economic exchange between core and periphery takes place on unequal terms: the periphery is forced to sell its products at low prices,
Merkez ve çevre arasındaki değişim eşit olmayan şartlarda gerçekleşir: Çevre ürünlerini ucuz fiyatlardan satmak zorundadır
which produces the stereoisomeric(enantiomeric or diastereoisomeric) products in unequal amounts.
ürünleri eşit olmayan miktarlarda üreten kimyasal reaksiyon( veya reaksiyon sekansı) olarak tanımlanır.
oilpainting so thoroughly besmoked, and every way defaced, that in the unequal crosslights by which you viewed it,
her şekilde asılı bunu izlenmiş olan eşitsiz crosslights, sadece olduğunu,
Three unequal sides.
Üç kenarı eşit olmayan üçgen.
Sideburns unequal lengths.
Favorileri eşit olmazdı.
We're still separate and unequal.
Hala ırkçı ve eşit değiller.
There have been many happy and unequal marriages.
Bir sürü mutlu, eşitsiz evlilikler oldu.
Results: 174, Time: 0.0407

Top dictionary queries

English - Turkish