UNINHABITABLE in Turkish translation

[ˌʌnin'hæbitəbl]
[ˌʌnin'hæbitəbl]
yaşanmaz
don't happen
uninhabitable
you can't live
unlivable
are impossible to live
would have happened
's no way to live
will happen
yaşanılamaz
uninhabitable
yaşanamaz
are uninhabitable
unlivable
yaşama elverişsiz
yaşanmaz hale getirebilecek
yaşanılmaz
oturulamaz

Examples of using Uninhabitable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
For a minimum of 100 years. impact" means completely uninhabitable For Byelorussia and the Ukraine.
Belarus ve Ukrayna için bu'' etki''… en az 100 yıl boyunca… tamemen yaşanılamaz olacak.
and uninhabitable.
Tuhaf, kabus gibi ve yaşama elverişsiz.
To make six major cities uninhabitable. four pounds is enough Just to understand the magnitude.
Bu iki kilo sezyumun altı büyük şehri yaşanmaz hale getirebilecek büyüklükte olduğunu bilin.
And finally, its main ingredient is paneer, a farmer's cheese that would cause Leonard to render any room uninhabitable within minutes.
Ve son olarak, Leonardı dakikalar içinde bir odayı oturulamaz hâle getirebilecek duruma sokabilecek kadar Paneer, yani peynir içeriyor.
And finally, its main ingredient is paneer… a farmer's cheese that would cause Leonard to render any room… uninhabitable within minutes.
Ve son olarak, Leonardi dakikalar içinde bir odayi… oturulamaz hâle getirebilecek duruma… sokabilecek kadar Paneer, yani peynir içeriyor.
I know this empty space must seem uninhabitable to you, but to me, such a vacuum is second nature.
Biliyorum, bu boş mekân sana içinde yaşanamaz görünüyordur ama böyle bir boşluk benim doğal ortamım gibi.
They do what I think they're going to do and Ireland's uninhabitable for 200 years,
Aklımdan geçenleri gerçekleştirecekler ve Irlandanın büyük kısmı iki yüz yıl boyunca yaşanmaz hale gelecek. Kuzey Bristolü,
Yeah, got it, right. We are literally a generation away from an uninhabitable Earth.
Yaşanılması mümkün olmayan Dünyaya bir nesil uzaktayız sadece.- Tamam, anladım.
scientists have made a shocking discovery: That Earth will become uninhabitable within a century.
bir asır içinde Dünyanın, üzerinde yaşanamayacak hale geleceğine dair şoke edici bir keşif yaptı.
with other constructions either: Only models that are uninhabitable, and not only because of their scale… Nothing.
tek sorun boyutları değil…{ Y: i} Sadece içinde yaşanamayan maketler.
At least 29 were killed and many others wounded when Croatian forces attacked the enclave, destroying most of its farm buildings and agricultural equipment in an apparent effort to render the area uninhabitable to the survivors.
Hırvat güçleri bölgeyi sağ kalanlar için yaşanmaz kılma gibi görünen amaçları doğrultusunda enklava saldırıp çiftlik binaları ve tarım aletlerinin çoğunu imha ettiklerinde en az 29 kişi ölmüş, çok sayıda kişi yaralanmıştı.
star into a red giant will render its planetary system, if present, uninhabitable, some research suggests that, during the evolution of a 1 M☉
yıldızın gezegenimsi sistemini gerileteceği geleneksel olarak öne sürülse de, olduğunda, yaşanılamaz. Bazı araştırmaların öne sürdüğüne göre,
Main vessel declared uninhabitable.
Ana gemide yaşamanız mümkün değil.
Main vessel declared uninhabitable.
Ana gemi boşaltılsın.
Cold, dry, uninhabitable.
Soğuk, kuru, yaşanması zor.
When the house proved suddenly uninhabitable.
Ama son anda evin oturulamayacak halde olduğunun anlaşılması üzerine.
It could render buildings uninhabitable for a millennia.
Binaları kullanılamaz hale getirebilir.
Years of nuclear winter have rendered the surface uninhabitable.
Nükleer kış, yüzeyi dayanılmaz hale getirdi.
Not as harsh as a polluted and uninhabitable planet.
Kirletilen ve yaşanamaz hale getirilmek üzere olan gezegenimiz kadar yaralayıcı değil ama.
Have rendered the surface uninhabitable. Years of nuclear winter.
Nükleer kış, yüzeyi dayanılmaz hale getirdi.
Results: 202, Time: 0.05

Top dictionary queries

English - Turkish