WILL BLEED in Turkish translation

[wil bliːd]
[wil bliːd]
akacak
will flow
will run
will bleed
will
gonna run
will be shed
shall be spilt
gonna be flowing
pours
shall flow
kanayacak
bleeding
kanı akacak
bloodshed
there will be blood
blood will flow
blood will run
she will bleed out
blood shall be spilt
blood will be shed

Examples of using Will bleed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The appendix will bleed too much and he will die fast.
Apandis çok kanar ve çok çabuk ölür.
If I remove it, she will bleed out.
Bunu kaldırırsanız, o dışarı kanayacağım.
If I have to read one more Nicaraguan email, I think my eyes will bleed.
Bir Nikaragua e-postası daha okursam Gözlerim kanamaya başlayacak.
I will bleed for you.
Senin için kanımı akıtırım.
And bleed. Now they will bleed.
Artık onların kanı akacak ve akacak. Kanımız aktı.
Here, they will pierce your skin and you will bleed.
Burada, derini delecekler ve sen kanacaksin.
If I do that, you will bleed!
Dedi ki,'' sen kanayacaksın!
Every fig will bleed milk if it's not ripe.
Bütün ham incirlerden süt akar.
The longer my city will bleed innocent blood. The longer you keep information from me about this psychopath you sent over, Listen.
Dinleyin, bu psikopat hakkında gönderilen bilgileri… benden gizlediğiniz sürece şehirde masum kanı akacak.
If you don't hurry, you will bleed to death before I get to the dressmaker.
Ben terziye gitmeden, sen kan kaybından öleceksin. Şu işe bak.
The longer my city will bleed innocent blood. Listen. The longer you keep information from me about this psychopath you sent over.
Dinleyin, bu psikopat hakkında gönderilen bilgileri… benden gizlediğiniz sürece şehirde masum kanı akacak.
Look, I got 1 4 kids hiding in a shelter. One that will bleed to death if he doesn't get attention.
Bak, sığınakta saklanan 14 çocuğum var ve biri de eğer tıbbi yardım alamazsa kan kaybından ölecek.
The longer you keep information from me about this psychopath you sent over, Listen. the longer my city will bleed innocent blood.
Dinleyin, bu psikopat hakkında gönderilen bilgileri… benden gizlediğiniz sürece şehirde masum kanı akacak.
Listen. The longer you keep information from me innocent blood. the longer my city will bleed about this psychopath you sent over.
Dinleyin, bu psikopat hakkında gönderilen bilgileri… benden gizlediğiniz sürece şehirde masum kanı akacak.
If you deny my soul such humble treasure before your lovely eyes my lonely heart will bleed.
Eğer yok sayarsan ruhumu böylesine mütevazı bir hazineyi o latif gözlerinden önce şu yalnız kalbim kanayacak.
If you ever do anything like that again… I will kick your ass so hard your nose will bleed!
Bunun gibi bir şey daha yaparsan seni öyle bir benzetirim ki, burnundan kan gelir.
your daddy ass will bleed.
sizi öyle bir pataklarım ki kıçınızdan kan gelir.
it's us commoners who will bleed.
seninkini ama kan kaybedende biziz.
then she will bleed out.
o zaman, kanama geçirir.
I can pay you. I am about six seconds away from slapping you so hard… your teeth will bleed.
Para verebilirim. Altı saniye içinde sana öyle sıkı bir tokat atarım ki… dişlerin kanar.
Results: 64, Time: 0.0522

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish