WOUNDING in Turkish translation

['wuːndiŋ]
['wuːndiŋ]
yaralandı
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
yaralı
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
yaralar
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
yaralanmasına
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions

Examples of using Wounding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The bullet wasn't afraid of wounding a Count.
Kurşun,… bir kontu yaralamaktan korkmaz.
Charge is suspected burglary and wounding.
Suçlama hırsızlık ve yaralama şüphesi.
In time, we stopped wounding each other.
Zamanla birbirimizi yaralamayı bıraktık.
I'm accused of wounding my wife with a gunshot.
Aslında karımı silahla yaralamaktan suçlanıyorum.
On the third charge, the wounding of Detective Casey… twenty-five years to life, no parole.
Üçüncü suçlamadan, Dedektif Caseynin yaralanmasından 25 yıldan ömür boyuna.
Since the near fatal wounding of her father.
Babasının ölümcül bir yara almasıyla.
You're wounding my soul.
Asıl benim ruhumu yaralıyorsun.
We're not throwing bombs or wounding the police.
Biz bomba atmıyoruz ya da polisi yaralamıyoruz.
Wounding him, not through force… But through his own affections.
Ama kendi düşkünlükleriyle. Onu yaralamak, güçle değil.
Troodon, meaning wounding tooth, omnivore.
Troodon, anlamı: Yaralayıcı diş, hepçil.
He began wounding people, saying,"The afflicted ones wouldn't bleed.
Acı çekenler kanamaz.'' diyerek insanları yaralamaya başlamış.
Killing 27 people and wounding close to 100 others.
Kişi öldü, 100 e yakın kişide yaralandı. Bugün Beautenville
killing 69 and wounding 180.
180i de yaralandı.
In October, 2006 a series of truck bombs exploded in Algiers killing three and wounding 24.
Ekim 2006 bir seri bombalı kamyon Cezayirde infilak etti, 3 ölü ve 24 yaralı.
As police escorted the social media mogul, a former employee opened fire, killing Trevor, and wounding two police officers.
Eski bir çalışanın ateş açması sonucu polis refakatindeki sosyal medyanın önemli şahsiyeti Trevor hayatını kaybederken iki polis memuru da yaralandı.
On January 6, 2003, militants ambushed a military convoy in north-east Algeria killing 43 soldiers and wounding 19 others.
Ocak 2003, militanlar kuzey-doğu Cezayirde bir askeri konvoya pusu kurdular, 43 asker öldü ve 19 yaralı. Ayrıca militanlar Cezayirin başşehri yakınında ailelere saldırdı 13 ölü.
killing Billy and Poncho and wounding Dutch.
Ponchoyu öldürür ve Dutchı yaralar.
killing 85 people and wounding more than 200.
86 kişi öldü, 300den fazla kişi yaralandı.
Two additional rockets landed in a courtyard of a Yeshiva in Ashdod, wounding 10 people and lightly damaging the buildings.
Sonra gelen iki füze Aşdoddaki Yeshivanın avlusuna düştü ve 10 kişinin yaralanmasına neden oldu.
killing three people and wounding five others.
5 yaralı.
Results: 123, Time: 0.0441

Top dictionary queries

English - Turkish