Examples of using Mecbur in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Mecbur bırakıldı.
Mecbur hissetti.
Eğer mecbur kalırsak, tüm gece boyunca dışarıda olacağız.
Zavallı adam belki de özürlü bir kadına cinsel yaşam bahşetmeye mecbur hissediyordur.
Seyahat etmeye uygun hale gelene dek… geride kalmaya mecbur bırakıldı.
Hamisine itaate mecbur bir evlatlık için yetmez mi?
Mecbur değiliz. Hiçbir şey yapmaya veya sunmaya.
Ama mecbur kalırsam bu kararı vermekten korkmuyorum.
Ben ne istediğimi söyledim ama mecbur değilsin.
Ya da mecbur bırakıldı.
Seyahat etmeye uygun hale gelene dek… geride kalmaya mecbur bırakıldı.
Mecbur kalırsa bu partideki herkesi öldürür.
Mecbur kalırsak, bir yıl içinde onlara çok büyük hasarlar verdirebiliriz.
Birbirine kapılmaktan geçip Doğrudan birbirine mecbur hissetmek noktasına.
Çalışabilirim. O çalışamayınca mecbur ben çalışıyorum.
Bir kitap yapmaya karar verirseniz, çok mecbur olurdum.
Daniel itiraf etmeye mecbur bırakıldı.
Kurallar var ve yapmaya mecbur olduğum şeyler var.
Mecbur kalırsa kullanacağı bir bombası olduğunu göstermek için.
Mecbur kalırsa çoraplarından helikopter yapar o.