MIRAS in English translation

legacy
miras
mirası
vasiyetimi
kalıtı
miraz
inheritance
miras
veraset
mirası
kalıtım
pay
heritage
miras
mirası
legacy
inherit
miras
varis
mirası
kalıt
varis olsun
estate
emlak
arazi
gayrimenkul
miras
veraset
mülkü
malikanesinden
evi
mirası
malvarlığı
heir
varis
veliaht
mirasçısı
bir varis
inherited
miras
varis
mirası
kalıt
varis olsun
legacies
miras
mirası
vasiyetimi
kalıtı
miraz
inheriting
miras
varis
mirası
kalıt
varis olsun
inherits
miras
varis
mirası
kalıt
varis olsun
heirs
varis
veliaht
mirasçısı
bir varis

Examples of using Miras in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Henry Floodun avukatı olarak siz onun miras planlamasından sorumluydunuz?
As Henry Flood's attorney, you were responsible for his estate planning?
Maevee neden güçleri senin miras aldığını söylememeni anlıyorum.
That you inherited the powers. Well, I understand why you haven't told Maeve.
Ve bu varlılar yıllarca miras mahkemelerinde bloke olabilir.
And those assets could stay locked up in estate court for years.
Norelli Bu kereste bahçesinde miras.
Norelli inherited this lumber yard.
Kedilerimin hayatı sona erdikten sonra tüm miras Edgara kalacak.
Then, at the end of their lifespan, my entire estate will revert to Edgar.
Henry Floodun avukatı olarak siz onun miras planlamasından sorumluydunuz?
You were responsible for his estate planning? As Henry Flood's attorney?
Böylece bütün miras onun kararına bağlı oluyor.
So that all his estates are subject to his decree.
Ve miras avukatları vardır.
And estates have lawyers.
Biz doğduğumuzda hepimiz miras piyangosu kazanacak kadar şanslı değiliz.
Not all of us were fortunate enough to win the inheritance lottery when we were born.
Ve sanırım miras da sizindir.
And I suppose the legacy is yours too.
Miras Kyle ve Chloeye gidecekti
The money goes to Kyle
Ey inananlar, kadınları miras yoluyla zorla almanız size helal değildir.
O ye who believe! Ye are forbidden to inherit women against their will.
Sana cenneti miras bıraktı. Sadece kapıyı tıklat, o açacaktır.
You will inherit heaven Just knock and she will open the door.
Yani, bu miras yarışmasını mahkemeye taşır.
I mean, this would be grounds to contest the will in court.
Neden miras hakkınızdan vazgeçip, borçtan kurtulmadınız?
Why didn't you give up your right of inheritance?
Miras, bu kurnaz gençlerin planladığı gibi bölünmüyor.
The inheritance isn't being divided up the way these crafty young people had planned.
varislerine miras bırakabilirdi. Ama o reddetti.
his heirs could have inherited, but he refused.
Miras falan kalmadı.
There's no legacy left.
Sana bırakacağım miras bu kızım.
It is the legacy I leave you, my daughter.
Bana miras bırakmış, Ton.
She left me an inheritance, Ton.
Results: 834, Time: 0.0453

Top dictionary queries

Turkish - English