INHERITING in Turkish translation

[in'heritiŋ]
[in'heritiŋ]
miras
legacy
inheritance
heritage
inherit
estate
heir
varisi olmanı
mirasına
meera
mera
devralma
to take over
offfer
kalıtsal
hereditary
genetic
inherited
heritable

Examples of using Inheriting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I feel embarrassed by my good luck in inheriting such a great fortune. I have done nothing to deserve it.
Hak edecek hiçbir şey yapmamışken böyle büyük bir serveti miras almaktaki şansımdan utanıyorum daha çok.
there are now only two more opportunities to impress on a test and secure a chance of inheriting Ose Mountain.
için iki şans kaldı. Kalan çiftler için testlerde etkileyici performans gösterip Ose Dağını miras alma.
There are now only two more opportunities to impress on a test and secure a chance of inheriting Ose Mountain. For the remaining couples.
Şansını elde etmek için iki şans kaldı. Kalan çiftler için testlerde etkileyici performans gösterip Ose Dağını miras alma.
The song is a ballad, with the duo comparing the great successes of human life(inheriting a castle, landing on the moon) with the"little things",
Şarkı, iklimi, insan hayatının büyük başarılarını( ayın üzerine inen bir kale miras kalemi)'' küçük şeylerle'' karşılaştıran bir sestir;
Inheriting abnormal butyrylcholinesterase(pseudocholinesterase) may affect metabolism of drugs such as succinylcholine Inheriting abnormal N-acetyltransferase which conjugated some drugs to facilitate excretion may affect the metabolism of drugs such as isoniazid, hydralazine, and procainamide.
Kalıtsal anormal bütirilkolinesteraz( psödokolinesteraz), süksinilkolin gibi ilaçların metabolizmasını etkileyebilir Bazı ilaçlar kalıtsal anormal n-asetiltransferaz ile konjuge etki göstererek izoniazid, hidralazin ve prokainamid gibi ilaçların atılımını hızlandırabilirler.
And never installed telephone lines so as not to be disturbed by the business Upon inheriting the land, Samuel Braithwhite that hounds him most of the year. decided to use it for his summer home.
Araziyi miras aldıktan sonra Samuel Braithwhite… burayı yazlık olarak kullanmaya… ve yılın çoğunda peşini bırakmayan işi rahatsız etmesin diye… telefon hattı taktırmamaya karar verdi.
That hounds him most of the year. Upon inheriting the land, Samuel Braithwhite decided to use it for his summer home,
Araziyi miras aldıktan sonra Samuel Braithwhite… burayı yazlık olarak kullanmaya… ve yılın çoğunda peşini
That hounds him most of the year. so as not to be disturbed by the business Upon inheriting the land, Samuel Braithwhite
Araziyi miras aldıktan sonra Samuel Braithwhite… burayı yazlık olarak kullanmaya…
So as not to be disturbed by the business Upon inheriting the land, Samuel Braithwhite
Araziyi miras aldıktan sonra Samuel Braithwhite… burayı yazlık olarak kullanmaya…
He received Saint-Gilles with the title of"count" from his father and displaced his niece Philippa, Duchess of Aquitaine, his brother William IV's daughter, in 1094 from inheriting Toulouse.
Saint-Gilles ile birlikte'' Kont'' unvanlarını babasından ve yerine geçtiği kardeşi Toulouselu IV. Williamın kızkardeşi Toulouse Kontesi Philippadan veraset yoluyla 1094 yılında almıştır.
These are the papers relating to your uncle, and the fortune you will inherit.
Bunlar amcanız ve miras alacağınız servetle ilgili belgeler.
This is the house I will inherit, Deronda, do you understand?
Bu evi miras alacağım, Deronda. Anlıyor musun?
Your money. Inherited, not earned.
Paran, miras. kazanmadın.
First inherited Hurstwood.
Hurstwoodu miras bıraktığı zaman.
Inherited.- Stole?
Miras.- Çalıntı mı?
When that time comes, he will inherit my organization… everything.
Benim organizasyonumu miras alacak- her şeyi. O zaman gelince.
And exterminate every last Titan! I will inherit the world's history!
Dünya tarihini miras alacağım ve her bir Devi yok edeceğim!
Anybody can inherit millions of dollars and buy hisself an election.
Hiç kimse milyonlarca dolar miras alıp kendine bir seçim satın alamaz.
Batman is a rich prick who buys expensive toys with inherited money.
Batman miras parasıyla pahalı oyuncaklar alan bir zengin bebesi.
Norelli inherited this lumber yard from his old man, but it's just a front.
Eski adamdan, ama sadece bir cephesidir Norelli Bu kereste bahçesinde miras.
Results: 43, Time: 0.0617

Top dictionary queries

English - Turkish