OLAYLA in English translation

incident
olay
vaka
kazası
kaza
hadise
bir hadise
case
vaka
dosya
durum
olay
çanta
davayı
dava
this
şu
bu kadar
böyle
burası
buna
event
olay
organizasyon
etkinliği
durumda
thing
şey
birşey
olay
bir sey
şu
şeyi
meselesi
happened
olur
oluyor
şey
oldu mu
olmaz
tesadüfen
olmasına
başına
gerçekleşmesini
were
ol
çok
işte
ise
olun
bir
olur
burada
asıl
situation
durum
olay
sorunumuz
scene
sahne
olay
olay yerine
manzara
rezalet
mahallini
yeri
events
olay
organizasyon
etkinliği
durumda
incidents
olay
vaka
kazası
kaza
hadise
bir hadise
cases
vaka
dosya
durum
olay
çanta
davayı
dava

Examples of using Olayla in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hayır George, galiba bu ölü çocuğun bizim olayla bir bağlantısı var.
George, I think this dead kid is connected to our thing.
Bo ve Lylein olayla alkasi yoktu.
Bo and Lyle weren't on that job.
Bu olayla alakalı yanlış bir şeyler var.
There were something wrong with that scene.
Kanaatimizce vakfımızın bu olayla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.'' şeklinde bir açıklama yaptı.
Simiora's Cabinet makes clear it had nothing to do with'what happened.
Bu olayla ilk ilgilenen kişi sizdiniz. Sorularınızı sorun.
Ask me. You were the first to take an interest in the case.
Gerçek şu ki; senin bu olayla bir ilgin yok.
The fact that you are a sheriff is not germane to the situation.
Aradığımız adam Galiciadaki olayla takıntılı olacak.
The man we're looking for would Be obsessed with the event in galicia.
Bunu beklemiyordum. Teyzenle üstünde olduğunuz olayla mı ilgili.
With what you and your aunt are… Okay. Does this thing have anything to do.
Dünkü olayla seni bağlayan bir şey yok artık.
Anything tying you to yesterday's events is gone.
Nerede kalmıştık?- Bu olayla alakalı yanlış bir şeyler var?
There were something wrong with that scene. Where were we?
Fakat handa olan o olayla ilgili bir daha hiç konuşmadı.
But he never talked about what happened at the inn.
Bunun olayla bir ilgisi var, değil mi?
This does have something to do with the case, right?
Duygusal olarak travmatik olayla sınırlı görünüyor.
It seems limited to the emotionally traumatic event.
Öncelikle bu olayla ilgilenmeliyim.
I have to deal with this situation first.
Hastanedeki olayla bağlantısı olduğu için onu sorgulamıştınız.
You interviewed her in connection with events at the hospital.
Olayla ilgili hiçbir şey bilmiyorum.
I know nothing about what happened.
Çünkü üzerinde çalıştığı olayla ilgili bazı bilgiler buldum.
I have some information regarding a case that he's working on.
Hiçbirini biz yapmış olamayız. Musilla İlinde olan dört olayla benzerlik bulacaksınız.
You will find a similarity to four incidents, none of which we could have done.
Dün, iki askerin ölümüne neden olan olayla başlamalıyız.
I think we should start with the event that led to the death of the two soldiers yesterday.
Bu çözülmemiş meşhur olayla ilgili bir yazı dizisi hazırlayacağım.
I'm going to write a series of articles- about the most famous unsolved cases.
Results: 431, Time: 0.0519

Top dictionary queries

Turkish - English