SORUMLU in English translation

responsible
sorumlu
sorumluluk
mesul
sorumluluk sahibi
in charge
sorumlu
yetkili
başında
sorumluluk
görevli
komuta
görevlendirdi
accountable
sorumlu
hesap
mesul
sorumluluğu
liable
sorumlu
bir yükümlülüğüm
mesul
responsibility
sorumluluk
sorumlu
mesuliyet
blame
suçlamak
suç
suçlayın
sorumlu
suçlu
yüzünden
bir vebal
suçlayabilir misin
kabahati
responsibly
sorumlu
bilincinin olmadığına
geçiremezken
sorumluluğu
blamed
suçlamak
suç
suçlayın
sorumlu
suçlu
yüzünden
bir vebal
suçlayabilir misin
kabahati
blames
suçlamak
suç
suçlayın
sorumlu
suçlu
yüzünden
bir vebal
suçlayabilir misin
kabahati

Examples of using Sorumlu in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Felç olmasından hükümeti sorumlu tutuyor.
Blames the government for paralyzing her or something.
La Mancha Hava Limanı ihalesindeki sahtekârlığı bulmuşlar seni sorumlu tutuyorlar.
And that La Mancha airport is a total scam… And they blame you.
Hala bütün sorunları için Amyi sorumlu tutar.
He still blamed Amy for all their woes.
Babasının ölümünden bizi sorumlu tutuyor.
He blames us for his father's death.
Bakıyorum da, ödül parasının kendi payına düşenini çok sorumlu biçimde paylaşmışsın.
I see you spent your share of the reward money very responsibly.
Hayır. Ethne, kendini sorumlu tutamazsın.
Ethne, you can't blame yourself. No.
Sanırım Mollari mevcut durumundan beni sorumlu tuttu.
I assume Mollari blamed mefor your current situation.
Jason hayatında başına gelen her şeyden beni sorumlu tutuyor.
Jason blames me for everything that's happened in his life.
Katılıyorum. fenomen hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Sorumlu davranabilmek için bu.
Phenomenon to act responsibly. We don't have enough information about this… Agreed.
Eminim onu çok seviyordun ve onun ölümünden kendini sorumlu tutuyorsun.
I believe that you loved him very much and you blame yourself for his death.
Galiba Susan bundan babasını sorumlu tuttu.
And one for which I believe Susan blamed her father.
Babasının ölümünden beni sorumlu tutuyor.
And he blames me for his father's death.
Katılıyorum. fenomen hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Sorumlu davranabilmek için bu.
Agreed. about this phenomenon to act responsibly. We don't have enough information.
Özür dilerim ama Chuckie Solun başına gelenlerden Batmani sorumlu tutamazsınız.
But you can't blame Batman I'm sorry, councilman, for what happened to Sol.
Hala bütün sorunları için Amyi sorumlu tutar.
And he still blamed amy for all their woes.
Babasının ölümünden beni sorumlu tutuyor.
He blames me for his father's death.
Katılıyorum. fenomen hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Sorumlu davranabilmek için bu.
Phenomenon to act responsibly. Agreed. We don't have enough information about this.
Özür dilerim ama Chuckie Solun başına gelenlerden Batmani sorumlu tutamazsınız.
For what happened to Sol. but you can't blame Batman I'm sorry.
Ortizin herşeyden karısının sorumlu olduğunu söylediğini belirtti.
Wilks also said that Ortiz blamed his wife.
Evet. Jason hayatında başına gelen her şeyden beni sorumlu tutuyor.
Yeah. Jason blames me for every horrible thing that's happened in his life.
Results: 11915, Time: 0.0494

Top dictionary queries

Turkish - English