AGREEMENTS in Turkish translation

[ə'griːmənts]
[ə'griːmənts]
anlaşmaları
deal
agreement
the treaty
arrangement
contract
settlement
a pact
the accord
to agree
negotiate
sözleşmeler
contract
deal
contractual
a prenup
sign
antlaşmaları
the treaty
of the covenant
a deal
agreement
anlaşmalar
deal
agreement
the treaty
arrangement
contract
settlement
a pact
the accord
to agree
negotiate
anlaşması
deal
agreement
the treaty
arrangement
contract
settlement
a pact
the accord
to agree
negotiate
anlaşmalarını
deal
agreement
the treaty
arrangement
contract
settlement
a pact
the accord
to agree
negotiate
sözleşmeleri
contract
deal
contractual
a prenup
sign
sözleşmesi
contract
deal
contractual
a prenup
sign
anlaşma ile de ayrı antlaşmalar

Examples of using Agreements in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We were about to verify the rest of the documents and sign the agreements.
Belgelerin geri kalanını doğrulamak ve anlaşmayı imzalamak üzereydik.
It's not time for negotiations behind closed doors or agreements between small groups.
Kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin… veya küçük gruplar arasındaki anlaşmaların zamanı değil.
Or agreements between small groups. It's not time for negotiations behind closed doors.
Kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin… veya küçük gruplar arasındaki anlaşmaların zamanı değil.
Agreements are being reached. Which is why we're here today.
Bugün burda bulunmamızın sebebi de bu. Anlaşmalara varıyoruz.
And, of course, nondisclosure agreements had to be signed.
Ve elbette gizlilik anlaşmasını imzalamanız gerekiyordu.
For 25 years, not a single employee violated their confidentiality agreements.
Yıldır tek bir çalışanımız mahremiyet anlaşmasını ihlâl etmedi.
Doesn't CBS have confidentiality agreements, Mr. Bergman?
CBSin gizlilik anlaşmaları yok mu, Bay Bergman?
Because La Haye's agreements are protecting you.
Uluslar arası anlaşmalar seni koruyamaz.
We signed confidentiality agreements.
Gizlilik anlaşmaları imzaladık.
An acquittal from Allah and His Messenger to the idolaters with whom you have made agreements;!
Allah ve Resulünden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtar!
About verbal agreements-- they're not worth the paper they're printed on.
Sözlü anlaşmalar ile ilgili… Onlar yazdırmak için harcadığın kağıda bile değmezler.
I can't. I have confidentiality agreements.
Gizlilik anlaşmam var. Söyleyemem.
I have confidentiality agreements. I can't.
Gizlilik anlaşmam var. Söyleyemem.
Doesn't CBS have confidentiality agreements,?
CBSin gizlilik anlaşmaları yok mu?
They made no agreements, so it's not a fertile area.
Yaptıkları bir anlaşma yok. Dolayısıyla oradan bir şey çıkmaz.
Berisha and Kosovo counterpart Hashim Thaci signed a series of bilateral co-operation agreements.
Ziyarette Berişa ve Kosovalı mevkidaşı Haşim Taki bir dizi ikili işbirliği anlaşması imzaladılar.
Have you made new trade agreements with the Ottomans?
Osmanlı ile yeni ticari anlaşmalar mı yaptınız?
Greece and Slovenia signed three co-operation agreements.
Yunanistan ve Slovenya arasında üç işbirliği anlaşması imzalandı.
Western Balkan countries sign EU visa agreements.
Batı Balkan ülkeleri AB vize anlaşmaları imzaladılar.
You speak of La Haye's agreements.
La Haye sözleşmesi olmasa.
Results: 512, Time: 0.0694

Top dictionary queries

English - Turkish