BARGAINING in Turkish translation

['bɑːginiŋ]
['bɑːginiŋ]
pazarlık
negotiate
bargaining
negotiation
deal
haggle
negotiable
plea
alışverişin
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail
pazarlığı
negotiate
bargaining
negotiation
deal
haggle
negotiable
plea
pazarlığa
negotiate
bargaining
negotiation
deal
haggle
negotiable
plea
pazarlıkta
negotiate
bargaining
negotiation
deal
haggle
negotiable
plea
alışverişi
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail

Examples of using Bargaining in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Nice bargaining Curtis. No.
Çok iyi pazarlık ediyorsun Curtis. Olmaz.
What did Gibson propose bargaining with,?
Gibson pazarlik için ne öneriyordu?
Try bargaining with him.
Onunla pazarlık etmeyi deneyin.
We won't waste time bargaining with you ever again.
Tekrar pazarlık yapmakla… vakit kaybetmeyeceğiz.
We won't waste time bargaining with you again.
Tekrar pazarlık yapmakla… vakit kaybetmeyeceğiz.
You giving us a deadline? Bargaining?
Pazarlık mı? Bir tarih mi koyuyorsun?
Bargaining? You giving us a deadline?
Pazarlık mı? Bir tarih mi koyuyorsun?
You bargaining with us?
Bizimle pazarlık mı yapıyorsunuz?
You giving us a deadline? Bargaining?
Pazarlık mı? -Bize müddet mi tanıyorsunuz?
Bargaining? You giving us a deadline?
Pazarlık mı? Bize süre mi tanıyacaksınız?
You giving us a deadline? Bargaining?
Pazarlık mı? Bize süre mi tanıyacaksınız?
Are you bargaining with me?
Benimle pazarlık mı ediyorsun?
There's no bargaining here.
Lesson one- bargaining position.
Ders bir… Pazarlık durumun.
Bargaining already, Adam?
Hemen pazarlık mı, Adam?
You could try bargaining with him. Give him a raise.
Maaş artışı konusunda onunla pazarlık etmeyi deneyebilirdin.
Tom is good at bargaining the price down.
Tom fiyat üzerinde pazarlık yapmada iyidir.
It seems to me that there was bargaining between the prime minister and the General Staff.
Bana, başbakanla genelkurmay arasında bir pazarlık yapıldı gibi geliyor.
They can be used as deterrents, or a bargaining chip.
Caydırıcı maddeler olarak kullanılabilirler, Veya bir pazarlık çipi.
But I have had enough bargaining with slave drivers.
Fakat Köle tacirleriyle yeteri kadar pazarlık yaptım.
Results: 376, Time: 0.0444

Top dictionary queries

English - Turkish