CRUMBLING in Turkish translation

['krʌmbliŋ]
['krʌmbliŋ]
ufalanan
parçalanan
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
çökmekte
to collapse
crash
squatting
get down
dağılan
scattered
dispersed
crumbling
fell apart
disbanded
remnant
the dispersal patterns
broken
spreading
last
harap
crumble
devastated
ruined
destroyed
wrecked
wasted
dilapidated
wracked
ravaged
rundown
dağılıyordu
was falling apart
ever
crumbling
yıkılıyor
is collapsing
is falling apart
is coming down
rocks
are breaking down
down
is crumbling
's going down
parça parça olmuş
çatırdıyor
yıkık
broken
ruined
saddest
rundown
ramshackle
crumbling
decrepit
un ufak

Examples of using Crumbling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It must be filled with crumbling bones.
İçi kemik parçalarıyla dolu olmalı.
It's scary and crumbling.
Dünya korkutucudur ve çökmüştür.
The world was quietly crumbling with no end in sight.
Dünya görünürde sonu olmayan bir şekilde sessizce ufalanıyordu.
The hillside's crumbling, that building's gonna go soon.
Tepe sarsılıyor, bina yakında çökecek.
This dream started with all my teeth crumbling.
Bu rüya bütün dişlerimin parçalanmasıyla başladı.
He may be the only thing that keeps Florence from crumbling.
Floransayı dağılmaktan bir tek o kurtarabilir.
In the refuge of crumbling walls….
Duvarı çöken Sığınma evinde….
So glad my world is crumbling.
Dünyam yıkılmakta olduğu için çok memnunum.
So Who Would Like To Leave This Crumbling Dynasty?
Kim bu çöken hanedanı bırakmak ister?
What crumbling masonry?
Yıkılan hangi duvarı?
Is society crumbling, Marty?
Toplumsal bir çöküş mü, Marty?
The wall is already crumbling How can the devices work?
Duvar çok dağıldı. Bu aletler nasıl çalışabiliyor?
So you can fix this crumbling farm. I knew you wanted that money.
Bu döküntü çiftliğinizi onarmak… için o parayı istediğinizi biliyorum.
I knew you wanted that money, so you can fix this crumbling farm.
Bu döküntü çiftliğinizi onarmak… için o parayı istediğinizi biliyorum.
Your old mansion is crumbling Have a care!
Senin eski malikane dökülüyor Buraya bak!
Have a care! Your old mansion is crumbling.
Senin eski malikane dökülüyor Buraya bak!
Church didn't want a crumbling relic.
Kilise kutsal bir harabe istemiyordu.
Your world is crumbling.
Dünyan paramparça oluyor.
Feel the crumbling fist of justice!
Adaletin ezici yumruğunu hissedin!
Mm. Feel the crumbling fist of justice!
Adaletin ezici yumruğunu hissedin!
Results: 103, Time: 0.086

Top dictionary queries

English - Turkish