DERANGED in Turkish translation

[di'reindʒd]
[di'reindʒd]
dengesiz
balance
equilibrium
stability
ballast
stabilization
deng
counterbalance
deli
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged
meczup
deranged
akli dengesi bozuk
delirmiş
crazy
madness
going mad
dengesiz liderlerini gün çözemediğim
manyak
crazy
maniac
freak
psycho
lunatic
insane
sick
mad
madman
wacky
akıl hastası
mental patient
mentally ill
lunatic
insane
's mental
a mental case
loony
deranged
insanity
kafayı yemiş
kafasının karışık

Examples of using Deranged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It was deranged, begging me to take you like that.
Sana o şekilde sahip olmamı istemen çok dengesizceydi.
Down here is for the dangerous and the deranged.
Burası ise tehlikeli ve deliler için.
Or Mr. Doyle, deranged by desire, lust pumping through his veins.
Veya Bay Doyle, damarlarındaki şehvet arzusuyla dengesini yitirmiş.
An obviously deranged person who must have had some sick plan.
Böyle iğrenç bir planı yapan adam açıkça dengesizin biridir.
When people leave ESPN, they're angry, deranged.
İnsanlar ESPNden ayrılınca… sinirlenirler, dengeleri bozulur. Chris Berman napıyor onlara öyle?
Mom, in her own deranged way, was just trying to protect you.
Annem, kendi delice yolunda, sadece seni korumaya çalışıyordu.
Kowalski, deranged dolphin options?
Kowalski, çılgın yunus seçenekleri?
The woman seemed quite deranged.
Kadın oldukça delirmiş gibi görünüyordu.
Ellie wait, maybe the deranged hermit has a point.
Ellie dur. Belki de kaçık münzevi bir şey anlatmaya çalışıyordur.
He was like some deranged Wait Disney.
Çıldırmış bir Walt Disney gibiydi.
A vessel of deranged humans cast out on the sea without a captain.
Bozulmuş insanlarla dolu bir gemi, başlarında kaptan olmadan denize atılır.
You look a little deranged.
Biraz dengesiz gibisin.
I'm sorry you slept with a deranged woman… in front of your son.
Üzgünüm bu çılgın kadınla oğlunuzun gözü önünde yattınız.
Paranoid! Completely deranged!
Tamamen delirmiş! Kaçık, paranoyak!
I believe this deranged person wants me to get aliens out of his head.
Yanılmıyorsam bu kaçık adam, beyninden uzaylıları çıkarmamı istiyor.
One room for me and my deranged nephew.
Ben ve kaçık yeğenim için bir oda.
He's trying to forget his deranged wife and she's doing all she can.
Çıldıran karısını unutmak için elinden geleni yapıyor.
You never know with someone that deranged.
Böyle çıldırmış birinin ne yapacağı belli olmaz.
Thank you for calling"Deranged" I'm Molly.
Derangedi aradığınız için teşekkür ederiz, ben Molly.
Thank you for calling Deranged, this is Molly.
Derangedi aradığınız için teşekkür ederiz, ben Molly.
Results: 212, Time: 0.0689

Top dictionary queries

English - Turkish