DISCLOSURE in Turkish translation

[dis'kləʊʒər]
[dis'kləʊʒər]
açık
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain
ifşa
expose
reveal
disclose
exposure
compromised
blown
burned
disclosure
divulge
outed
ifşaat
disclosure
açıklama
to explain
to announce
to reveal
to clarify
to disclose
an explanation
to declare
to unveil
bilgi
information
knowledge
info
intel
data
intelligence
know
update
briefed
informed
i̇fşaat
disclosure
açıklarsak
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain
açıklanmalı
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain
ifşası
expose
reveal
disclose
exposure
compromised
blown
burned
disclosure
divulge
outed
bir açıklamaydı
an explanation
a statement
an announcement
description
comment
disclosure

Examples of using Disclosure in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Don't know that much about football. Full disclosure, I mean, I really.
Tam açıklarsak, demek istediğim, Futbol hakkında çok fazla şey bilmiyorum.
Got all over me about department policy, disclosure of personal relationships on the job.
İçişlerinden gelen adam birimin şahsi ilişkilerin ifşası politikası… hakkında beni sorguya çekti.
Sir. Disclosure to crew will be need-to-know… at Captain Saru's discretion.
Efendim. Mürettebata sadece bilinmesi gerekenler açıklanmalı, Kaptan Sarunun takdirinde.
Yeah. So, uh, full disclosure. Us?
Yani, tam açıklama. Evet. Bize?
I request disclosure of information between fellow case officers.
Aynı davanın vaka istihbarat görevlileri olarak bilgi ifşası arz ediyorum.
At Captain Saru's discretion. Disclosure to crew will be need-to-know Sir.
Efendim. Mürettebata sadece bilinmesi gerekenler açıklanmalı, Kaptan Sarunun takdirinde.
OK, full disclosure.
Tamam, tam açıklama.
Roger. Um, this is my husband, full disclosure.
Um, bu benim kocam, tam açıklama. Roger.
full disclosure. Roger.
tam açıklama. Roger.
Full disclosure, Partially true. I may have an ulterior motive.
Kısmen doğru. Gizli bir nedenim olabilir. Tam açıklama.
Full disclosure.
Tam açıklama.
Disclosure of my communications history could jeopardise undercover contacts
Benim arama geçmişimin açıklanması gizli polisleri
You have breached our disclosure contract, Victoria.
Açıklık sözleşmemizi ihlal ettin, Victoria.
But personal information disclosure is a sensitive issue, you know.
Ama kişisel bilgi açıklamak hassas konu, biliyorsun.
The disclosure of celebrities' phone numbers is a hot issue now.
Ünlülerin numaralarının açıklanması şu anda gündemin önemli maddesi.
Okay, Gabriela, full disclosure.
Peki, Gabriela. Eksiksiz açıkladın.
The disclosure of four planets never seen from the creation of the world up to our own time.
Dünyanın yaratılışından zamanımıza kadar dört gezegenin açığa çıktığı görülmedi.
Full disclosure… it wasn't Morrissey,
Tam açıklayayım… Morrisey değildi,
Disclosure smoke and mirrors.
Bilgilendirme dumanı ve aynalar.
I made official disclosure yesterday that we're seeing each other.
Dün ilişkimiz hakkında resmi bir açıklama yaptım. Bunu konuşmuştuk.
Results: 148, Time: 0.0549

Top dictionary queries

English - Turkish