DISLIKE in Turkish translation

[dis'laik]
[dis'laik]
nefret
hate
hatred
loathe
hoşlanmıyorum
to like
enjoy
do i like
likin
sevmiyor
love
like
lovin
beğenmemek
like
hoşlanmazlar
to like
enjoy
do i like
likin
hoşlanmasınlar
to like
enjoy
do i like
likin
hoşlanmayan
to like
enjoy
do i like
likin
sevmiyorum
love
like
lovin
sevmediğiniz
love
like
lovin
sevmeyen
love
like
lovin
nefretini
hate
hatred
loathe

Examples of using Dislike in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What did I do to earn that man's dislike?
Bu adamın nefretini kazanacak ne yaptım acaba?
I dislike all of them.
Ben onların hepsini sevmiyorum.
Some people dislike the traditional New Year's ritual.
Bazı insanlar geleneksel yeni yıl töreninden hoşlanmazlar.
Excuse me. I thought I couldn't dislike the sauce more when it was on my plate.
Tabağımdayken sostan daha fazla nefret edemeyeceğimi sanmıştım. İzninizle.
I- I dislike them, intensely.
Ben onlardan yoğun bir şekilde hoşlanmıyorum.
Forget your dislike of him.
Ona olan nefretini boş ver.
But definitely dislike.
Ama kesinlikle sevmiyorum.
He discovered every weak spot to exacerbate your profound dislike of Major Allerton.
Binbaşı Allertona olan derin nefretini kaşıyacak her zayıf noktanı keşfetti.
Well, I dislike being a small person.
Evet, bense küçük bir şahsiyet olmayı sevmiyorum.
Because if people can't find you they can't dislike you.
Çünkü insanlar senin kim olduğunu bilmezlerse senden nefret edemezler.
Maybe that's why I could never dislike him.
Belki de bu yüzden, şimdi bile ondan nefret edemiyorum.
I do It's faith You are believers who dislike the church.
Bu imandır. Kiliseden nefret eden inananlar.
They are believers who dislike the church.
Bu imandır. Kiliseden nefret eden inananlar.
It's a faith. They are believers who dislike the church.
Bu imandır. Kiliseden nefret eden inananlar.
You are believers who dislike the church.
Bu imandır. Kiliseden nefret eden inananlar.
She can dislike Americans on her own time.
Boş zamanlarında Amerikalılardan nefret edebilir.
You will definitely dislike him.
Ondan kesinlikle nefret edersin.
Worship God and be devoted to His religion even though the disbelievers dislike this!
Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız Ona özgüleyerek, Allaha dua edin!
Worship God and be devoted to His religion even though the disbelievers dislike this.
İnkarcılar hoşlanmasa da dini sadece ALLAHa ait kılarak Ona kulluk edin.
Others often dislike them and stick labels on them.
Diğerleri genellikle onlardan hoşlanmaz, ve onları damgalarlar.
Results: 147, Time: 0.0535

Top dictionary queries

English - Turkish