DRENCHED in Turkish translation

[drentʃt]
[drentʃt]
sırılsıklam
all wet
wet
soaked
soaking wet
drenched
head over heels
soggy
sodden
ıslanmış
to get wet
bulandım
åÿehidin

Examples of using Drenched in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Drenched deep in sadness.
Hüznün derinliklerinde ıslandı.
Drenched in his blood. I saw Brooke standing over his body.
Cesedinin başındaydı. onun kanına bulanmıştı ve Brookeun üstü başı.
I'm drenched in sweat.
Ter içinde sırılsıklam oldum.
Iron walls drenched in salt.
Tuzla kaplanmış demir duvarlar.
This drenched night… On my lips… are your words.
Bu sirilsiklam gece… dudaklarimin üzerinde sözlerin vardir… içinde ates, var ve su disinda.
Drenched in loneliness.
Yalnızlığa gark oldum.
Flee your own village, drenched in shame and disgrace… and disgrace.
Utanç içinde ve rezil olarak köyünden kaç. Rezil olarak.
Why seek pinnacles and stand drenched in fire?
Islanarak ateşe direnmek niye? Böyle doruklar aramak niçin?
Another glorious sun drenched day in Gotham City.
Gotham Şehrinde bol güneşli harika bir gün.
My brain drenched mind has done it again.
Benim fırıldak zekam yine başardı.
Sheets drenched?
Çarşaflar ıslandı mı?
Drenched in rain and passion You sway your hips on cue.
Sırılsıklam olmuşken yağmurla ve tutkuyla, Salarsın vücudunu oradan oraya.
The drenched stone.
Isıtılmış taş kurbana.
Is heated and used to brand the afflicted. To mark"? The drenched stone.
Islatılan taş ısıtılarak müteessir kişiyi damgalamak için kullanılır.
Did you make the review before or after I drenched you?
Değerlendirmeyi seni ıslatmamdan önce mi yaptın, sonra mı?
Raging fevers, her sheets spattered with crimson, drenched with sweat.
Şiddetli ateşleri vardı, çarşafları kırmızıya boyanmıştı terlerle sırılsıklam olmuştu.
This freaking olive oil. The food's drenched.
Kahrolası zeytin yağı, Yemek yüzüyordu.
How come you two aren't drenched like the rest of us?
Nasıl oldu da siz ikiniz herkes gibi sırılsıklam olmadınız?
Drenched in rain and passion You sway your hips on cue.
İşaretimle salla, yağmurda sırılsıklam olmuş tutkulu kalçanı.
Drenched deep in sadness.
Hüznün derinliklerinde yüzüyordu.
Results: 92, Time: 0.0596

Top dictionary queries

English - Turkish