DYEING in Turkish translation

boya
to paint
to dye
coloring
airbrushing
to repaint
whitewash
boyası
paint
dye
bo
color
stain
the painting
boyamayı
to paint
to dye
coloring
airbrushing
to repaint
whitewash
boyamak
to paint
to dye
coloring
airbrushing
to repaint
whitewash
boyama
paint
dye
bo
color
stain
the painting
boyuyorum
to paint
to dye
coloring
airbrushing
to repaint
whitewash

Examples of using Dyeing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I stayed up all night dyeing my underwear.
İç çamaşırımı boyayacağım diye bütün gece uyanık kaldım.
Then either he's lying about dyeing or just dying.
Ya saç boyama konusunda yalan söylüyor… ya da sadece ölüyor.
Or just dying. Then either he's lying about dyeing.
Ya saç boyama konusunda yalan söylüyor… ya da sadece ölüyor.
But then again you were too busy watching TV and dyeing your hair, so.
Ayrıca televizyon seyretmek ve saçını boyatmakla o kadar meşguldün ki.
Up next… is Papa John dyeing his eyebrows?
Sıradaki ise'' Papa John kaşlarını boyuyor mu?
Then I was accused by feminists at a conference of dyeing it to attract men.
Çekmekle suçladı… erkeklerin ilgisini Kızkardeşimin feministleri bir konferansta beni saç boyatıp.
Always dyeing her hair instead of not looking in a box.
Kutuya bakmamaktansa hep saçlarını boyar.
The bleaching and dyeing vats have given way to doctors and researchers… and operating rooms filled with modern equipment.
Kireç ve boya kapları, doktorlara, pratisyenlere ve modern teçhizatla dolu ameliyathanelere yol açmıştı.
Kingdom Hospital. The bleaching and dyeing vats have given way to doctors
Krallık Hastanesi. Ağartıcı ve boya teknelerinin yerini doktorlar, araştırmacılar…
That's where he discovered something totally magical, and when he talks about it, it's fascinating-- it's the magic of dyeing chemistry.
Burası onun tamamiyle sihirli birşey keşfettiği yerdi ve anlattıkça büyüleniyordu-- bu boya kimyasının sihriydi.
And next time you see him, you can tell him to stop dyeing his hair because he looks ridiculous.
Saçını boyamayı bırakmasını söyleyebilirsin çünkü saçma görünüyor. Sana söylemeliydi. Ve bir dahaki sefere onu gördüğünde.
as varied as metallurgy, glass-making, tile-making, dyeing, perfumery, weaponry.
parfümeri, boyama, silah imalatı gibi çok çeşitli konularla ilgilenen, günümüze ulaşmış, abartısız binlercesi vardır.
Individually dyeing each strand with the pink soap in the bathroom, or the green mush, I think it's peas,
Her bir ipi tek tek banyodaki pembe sabunla boyadım. Ya da fasulye
I hope you're not thinking of dyeing that hair… because when you come work for me,
Umarım saçınızı boyatmayı düşünmüyorsunuzdur. Çünkü çalışmak için yanıma geldiğinizde, çapkın kocaların daha
This Virginia high school student spent a month out of classes, originally sent home for dyeing his hair blue.
Virginiadaki bu lise öğrencisi saçlarını maviye boyadığı için… derse alınmamış ve bir aydır okula gitmiyor.
Tin(II) chloride is used as a mordant in textile dyeing because it gives brighter colours with some dyes e.g. cochineal.
Kalay( II) klorür tekstil boyamada mordan olarak kullanılır, çünkü bazı boyalarla, örneğin kokineal ile daha parlak renkler verir.
blend in, they require pretty regular tanning and hair dyeing.
aramıza karışabilmek adına düzenli olarak kararmaları ve saçlarını boyamaları gerekiyor.
And then I was accused once by my sister feminists at a conference… of dyeing it to attract men.
Kız kardeşimin feministleri bir konferansta beni saç boyatıp erkeklerin ilgisini çekmekle suçladı.
Yeah… dyeing your hair with semen.
Saçımı boyuyordum, seni yavşak.
I stayed up all night dyeing my underwear.
İç çamaşırımı boyamak için bütün gece ayaktaydım.
Results: 2117, Time: 0.0607

Top dictionary queries

English - Turkish