KIDDO in Turkish translation

ufaklık
kid
kiddo
little one
junior
little guy
little man
buddy
little boy
shorty
boy
çocuk
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
kiddo
evlât
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie
evlat
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie
oğlum
son
boy
patris
çocuğum
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
çocuklar
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
evladım
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie

Examples of using Kiddo in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oh, kiddo… thought you grew up from superstition.
Ah, çocuklar… Bu hurafeleri bıraktığınızı sanıyordum.
First day for Professor P. Hey there, kiddo.
Merhaba, çocuğum. Professor Pnin ilk günü.
Want some cereal? Morning, kiddo.
Günaydın oğlum. Mısır gevreği ister misin?
What a sweet child Kiddo was, never used to cry Thank you.
Teşekkür ederim. Şu Kiddo ne tatlı bir çocuktu, hiç ağlamazdı.
I love you. Okay, be good, kiddo.
Tamam. iyi çocuk ol… seni seviyorum.
She's right, kiddo. Mom.
O haklı, evlât.- Anne.
Ready?- That's it, kiddo!
İşte bu çocuğum!- Hazır mısın?
I thought you are grew superstition. Oh, kiddo.
Ah, çocuklar… Bu hurafeleri bıraktığınızı sanıyordum.
Kiddo, what are you doing here?
Evladım burada ne yapıyorsun?
I will come You will be home before Kiddo arrives right?
Evde olacaksın Kiddo gelmeden önce, değil mi?- Geleceğim?
I'm not gonna lose you, kiddo. Time's up.
Seni kaybetmeyeceğim oğlum.- Süre doldu.
Okay. Don't know what that means, but nicely done, kiddo.
Tamam bunların ne anlama geldiğini bilmiyorum ama iyi iş çocuk.
That's it, kiddo!- Ready?
İşte bu çocuğum!- Hazır mısın?
Oh, kiddo… I thought you are grew superstition.
Ah, çocuklar… Bu hurafeleri bıraktığınızı sanıyordum.
Good goin', kiddo.- Please.
İyi gidiyor, evlât.- Lütfen.
I'm sorry, kiddo. Oh, and I got a bonus for the stakeouts.
Üzgünüm, oğlum. Bu özel takiplerden prim de aldım.
Kiddo. Are you the spirit that lives in that old artifact? Enough!
O eski eserde yaşayan ruh sen misin? Yeter! Çocuk.
Kiddo, I can spot talent.
Çocuğum… yeteneği görebilirim.
Congratulations, kiddo, we did it!
Tebrikler, çocuklar, başardık!
You have to dig pretty deep, kiddo, before you can find anything real.
Gerçek bir şey bulmadan önce epey derine inmen gerek, evlât.
Results: 2566, Time: 0.0744

Top dictionary queries

English - Turkish