LEAKING in Turkish translation

['liːkiŋ]
['liːkiŋ]
sızıntı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
sızan
leaked
infiltrated
seeping
leaky
oozing out
emanating from
damlarken
akıyor
flows
runs
leaking
comes out
runny
rolling
sızıyor
is leaking
seeping into
exudes
has leaked
fluid's leaking
oozing
filtering through
sızdırıyor mu
su akıtıyor
leaking
sızıntısı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
sızıntıdan
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
sızıntıyı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze

Examples of using Leaking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I don't wanna be around when this thing starts leaking I mean scanning.
Bu şey sızıntı yaparken buralarda olmak istemem.
Your shirt's leaking.
Gömleğinden akıyor.
There's fuel leaking. It's not safe!
Güvenli değil! Yakıt sızıyor.
We should also talk about leaking your plan to Politico.
Bir de senin Politicoya sızan planlarından bahsetmeliyiz.
Looks like the 53's leaking oil on the track.
Piste yağ sızdırıyor. Görünüşe göre 53 numara.
That machine over there is leaking. The owner.- Yeah.
Şuradaki makine su akıtıyor.- Evet, buranın sahibiyim.
I don't want to be around when this thing starts leaking.
Bu şey sızıntı yaparken buralarda olmak istemem.
No leaking operational secrets.
Operasyon sırlarını sızdırmak yok.
This roof's leaking.
Bu tavan akıyor.
It's not safe! There's fuel leaking.
Güvenli değil! Yakıt sızıyor.
From feedwater leaking from a blown tank? How would you get that number.
Besleme suyundan böyle bir rakam çıkar mı hiç? Patlak bir tanktan sızan.
Looks like a leaking carotid pseudoaneurysm.
Karotid psedoanevrizma sızıntısı gibi duruyor.
Leaking water, and he won't give me any. It's an actual water lorry.
Su sızdırıyor ama bana bir damla vermiyor.
The owner. That machine over there is leaking.- Yeah.
Şuradaki makine su akıtıyor.- Evet, buranın sahibiyim.
Thanks to the leaking flush tank. I'm getting wet.
Sızıntı yapan sifon sayesinde. Islanıyorum.
Leaking confidential talks is unfair.
Gizli konuşmaları sızdırmak haksızlık.
Blood must still be leaking from the back of the left ventricle.
Kan sol karıncığın arkasından hala akıyor olmalı.
These are diesel pumps, and it looks like there's still diesel leaking in these things here.
Burada dizel pompaları var ve hala dizel sızıyor içlerinden.
Currently being extradited to the U.S. for leaking intel on allied operations in Iran.
İrandaki operasyonlarla ilgili bilgi sızdırdığı için şu anda Amerikaya iade ediliyor.
A sofa sprouting springs… a 24 hour water supply- from the leaking roof.
Kullanılabilir kaynak su çatı sızıntısı alınan bütün gün. Bir kanepe yaylar podyum.
Results: 402, Time: 0.0852

Top dictionary queries

English - Turkish