ROOTED in Turkish translation

['ruːtid]
['ruːtid]
köklü
root
stem
radical
origin
kökenli
original
roots
an origin
of provenance
kökleri
root
stem
radical
origin
kök
root
stem
radical
origin
kökü
root
stem
radical
origin
köklenmiş gibi

Examples of using Rooted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Rooted in deep archetypes, but as relevant as the day's news.
Bugünün haberleri kadar anlamlı. Kökleri derin arketiplerde olmasına rağmen.
So deeply rooted that I accepted it like the air we breathe.
O kadar köklüydü ki Bunu soluduğumuz hava gibi kabullenmiştim.
Isaac believed that all magic was rooted in evil.
Isaac tüm sihirlerin kökünün kötü olduğuna inanıyordu.
A California state-licensed architect rooted out from the bowels of Pee.
California eyaleti lisanslı bir mimar köklerinden koparıldı ve….
Isaac believed that all magic was rooted in evil.
Isaac, her büyünün kökünde kötü olduğuna inanırdı.
Or maybe it's more rooted in quantum physics.
Ya da daha çok quantum fiziği kökenlidir.
It seems to have deeply rooted in our subconscious and culture.
Görünen o ki bilinçaltımızda ve kültürümüzde derin köklere sahip.
It is a dream deeply rooted in the American dream.
Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.
Does the fact that we're rooted in history.
Tarihe kök salmış olmamız.
Yet the branches stretch outin all directions. Deeply rooted in the earth.
Toprağın derinlerine kök salmış, dalları yüksekte, her tarafa yayılırlar.
Deeply rooted in the earth, the branches stretch out in all directions.
Toprağın derinlerine kök salmış… dalları yüksekte, her tarafa yayılırlar.
But how, since they're firmly rooted?
Fakat sıkıca kök salmış oldukları halde nasıl?
Acts of hate rooted in fear is a virus too.
Korkudan kaynaklanan nefret eylemleri de virüstür.
They're rooted already.
Kök saldılar çoktan.
Oh, dear. He rooted for all of you.
O hepiniz için kök saldı. Ah, canım.
It is a dream deeply rooted in the American dream.
Bir hayal ki Amerikan hayaline derinden köklerini salmış. Bir hayalim var.
the nightmares are rooted in his guilt.
kâbuslar sebep olduğu ölümlerin.
The seeds of these lies Rooted so deeply.
Yalanların tohumları Öyle kök salmış ki.
Rooted like a tree, rooted like a tree.
Kök saldık ağaç gibi, Kök saldık ağaç gibi.
As you know, one leg of the compass is static, rooted in a place.
Bilirsiniz, pergelin bir bacağı sabittir ve yere kök salmıştır;
Results: 107, Time: 0.0798

Top dictionary queries

English - Turkish