SHALL LIVE in Turkish translation

[ʃæl liv]
[ʃæl liv]
yaşayacak
to live
lives
will
's going
yaşadığınız
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşasın
yay
long live
hooray
hail
hurray
heil
hurrah
yippee
viva
will live
hayatta olduğu
yaşa
live
hail
age
heil
hurrah
hooray
bless
gesundheit
viva
old
yaşayacağına
lives
will survive
satisfying
yaşayacağım
i will live
i'm gonna live
i'm going to live
i shall live
i would live
i will
do i live
i am livin
life
yaşadığı
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşatacak
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşamalı
to live
life
a living
to experience
alive
to survive

Examples of using Shall live in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So long as we live, they, too, shall live. We remember them.
Onları hatırlarız! Biz yaşadığımız sürece… onlar da yaşayacaklar.
Get the hell out! None of them shall live!
Hiç biri yaşamamalı! Defolun burdan!
As long as we both shall live.
İkimiz hayata olduğu sürece.
Those that are married already all but one shall live. The rest shall keep as they are.
Önceden evlenmiş olanlar, bir tanesi dışındakiler oldukları gibi yaşasınlar.
None of them shall live!
Hiç biri yaşamamalı!
In sickness and in health… for as long as you both shall live?
Hastalıkta ve sağlıkta… ve ikiniz hayatta olduğunuz sürece?
that my brother Topiltzin shall live.
kardeşim Topiltzin yaşamalıdır.
My spirit shall live on within you both.
Maneviyatım ikinizin içinde de yaşamaya devam etmeli.
If any man shall live the same day twice.
Eğer kişi bir günü iki kez yaşarsa.
You shall live to see these days renewed and no more despair.
Taze günler görmeye yaşayacaksın sen olmaya daha fazlası umutsuzluğun.
Shall live in a life which is pleasing.
Memnun kalacağı bir hayata girer.
Shall live. Those that are married already, all but one.
Yaşayabilirler. Çoktan evlenmiş olanlar, biri hariç.
The dead shall live.
Yaşayacaktır ölüler.
You shall live again!
Tekrar hayata döneceksin!
But you shouldn't give them the power to decide who shall live and who shall die.
Ama onlara kimin ölüp kimin yaşayacağının kararırını verme gücünü vermemelisin.
Here in this valley, we shall live in peace and love.
Bu vadide hepimiz barış ve huzur içinde yaşayalım.
By putting it down on paper our essence shall live on.
Bizim özümüz kağıda aktarılarak canlı olacaktır.
Who will inherit Paradise; they shall live there for ever.
İşte vâris olanlar, ebedî kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlar onlardır onlar. 19,63; 43,72.
We remember them. So long as we live, they, too, shall live.
Onları hatırlarız! Biz yaşadığımız sürece… onlar da yaşayacaklar.
So that you and your children shall live. now choose life.
Şimdiyse hayatı seçiyoruz… bu durumda sen ve senin çocukların yaşayacaklar.
Results: 130, Time: 0.0816

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish