SO VALUABLE in Turkish translation

[səʊ 'væljʊəbl]
[səʊ 'væljʊəbl]
kadar değerli
so valuable
as valuable as
as precious as
valuable enough
how precious
as worthy as
as important as
is won'th as much as
is worth as much as
çok değerli
very valuable
very precious
's too valuable
too valuable
extremely valuable
is valuable
so precious
's worth a lot
means a lot
very dear
kadar kıymetli
çok önemli
very important
it's so important
really cares

Examples of using So valuable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Mini, why are you getting so valuable by the day?
Mini, sen bugünlerde ne kadar çok değere bindin böyle!
Something so valuable that Sunny Ramachandran kills him for it. Yeah.
Evet, öyle değerli bir şeydi ki… Sunny Ramachandran bu yüzden onu öldürdü.
Something so valuable shouldn't be in the hands of one person. It's wrong.
Bu kadar değerli bir şey tek bir insanın avucunda olmamalı. Yanlış.
Yeah, what makes me so valuable to you anyway?
Evet, peki beni bu kadar değerli kılan şey ne?
Is Matias so valuable that you will let your expansion crumble because of him?
Matias genişlemeni onun için mahvetmene izin vereceğin kadar değerli mi?
Is Agent Gibbs so valuable that you would allow this to happen?
Ajan Gibbs, bunun olmasına izin verdiğiniz kadar değerli mi?
The way I hear it, he's got something so valuable he don't know how to turn it over.
Duyduğum kadarıyla, elinde o kadar değerli bir şey varmış ki nasıl başa çıkacağını bilmiyormuş.
You're really going to entrust something so valuable to a common thief like me?
Bu kadar değerli bir şeyi teslim etmek için benim gibi sıradan bir hırsıza gerçekten de güveniyor musun?
What makes you so valuable that uh, they would slaughter all these innocent people just to get you back?
Seni bu kadar değerli yapan ne ki, seni geri almak için, o kadar masum insanın kanına girecekler,?
That the enemy has been greatly deceived having no reason to expect so valuable a prize as the city of Philadelphia with so few broken bones.
Düşman büyük ölçüde aldatılmıştır. Philadelphianın birkaç kırık kemikle kent olarak çok değerli bir ödül olacağını beklemek için hiçbir neden yoktur.
You find a work of art so valuable that you never need to worry again.
Ya bir daha çalmanızı gerektirmeyecek kadar değerli bir sanat eseri bulursunuz… ya da yakalanırsınız.
You find a work of art so valuable that you never need to worry again… you will get caught. Or.
Ya bir daha çalmanızı gerektirmeyecek kadar değerli bir sanat eseri bulursunuz… ya da yakalanırsınız.
You will find a work of art so valuable that you do not have to steal anymore.
Ya bir daha çalmanızı gerektirmeyecek kadar değerli bir sanat eseri bulursunuz… ya da yakalanırsınız.
nail clippers were so valuable.
tırnak makasının bu kadar değerli olduğunu bilmiyordum.
You will find a work of art so valuable that you do not have to steal anymore. 5: Sooner or later one of two things happens.
Er ya da geç iki şeyden biri gerçekleşir… Ya bir daha çalmanızı gerektirmeyecek kadar değerli bir sanat eseri bulursunuz… ya da yakalanırsınız.
There's been a trade in bird's nests for hundreds of years they're so valuable that people even try to sell fake bird's nests counterfeits, woven from noodles.
Kuş yuvalarının ticareti yıllardır süregelen bir olay. O kadar değerlidirler ki insanlar taklitleri, erişteyle örülmüş sahte kuş yuvaları bile satmaya kalkar.
That they are hand delivered by uniformed officers. I know where we can get some cookies so valuable.
Öyle değerli kurabiyeler var ki… onları izci dedikleri bir tür üniformalı görevliler, elden teslim ediyor.
I know where we can get some cookies so valuable that they are hand delivered by uniformed officers.
Öyle değerli kurabiyeler var ki… onları izci dedikleri bir tür üniformalı görevliler, elden teslim ediyor.
Don't worry, I know where we can get some cookie so valuable that they are hand-delivered by uniformed officers.
Merak etme. Öyle değerli kurabiyeler var ki… onları izci dedikleri bir tür üniformalı görevliler, elden teslim ediyor.
That they are hand delivered by uniformed officers. I know where we can get some cookies so valuable.
Uniformali gorevliler tarafindan dagitilan cok degerli… kurabiyeleri nerede bulabilecegimizi biliyorum.
Results: 60, Time: 0.0651

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish