THE CALLING in Turkish translation

[ðə 'kɔːliŋ]
[ðə 'kɔːliŋ]
çağrı
call
page
pager
callings
beeper
summons
hailing
çağırmasını
to call
to invite
summon
to get
to ask
to recall
invoke
çağrıyı
call
page
pager
callings
beeper
summons
hailing
çağrının
call
page
pager
callings
beeper
summons
hailing
çağrısı
call
page
pager
callings
beeper
summons
hailing

Examples of using The calling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It has all been a vast illusion except for the calling of the dead.
Her şey çok büyük bir yanılsama ölülerin çağrısı dışında.
The Calling told me to open her eyes, but I didn't.
Çağrı bana onun gözlerini açmamı söylemişti… ama yapamadım.
I can't believe the Calling brought you here.
Çağrının seni buraya getirdiğine inanamıyorum.
We failed a calling. Maybe we were wrong about the calling.
Belki çağrı konusunda yanılmıştık. Çağrıyı başaramadık.
I failed the calling. I failed.
Başarısız oldum. Çağrısı başarısızlığa uğrattım.
It's not. The Calling said,"Save her.
Dedi. Çağrı'' Kızı kurtar.
But I take that leap and I follow the calling.
Ama sıçramayı kabul edip çağrıyı takip ediyorum.
I failed. I failed the calling.
Başarısız oldum. Çağrısı başarısızlığa uğrattım.
Was because the Calling told you to go there. The only reason she was on those rocks.
O kayalıklarda olmasının tek sebebi… Çağrının oraya gitmesini söylemesiydi.
Apparently, the Calling only trusts you to take my blood.
Görünüşe göre Çağrı… kanımı almak için sadece sana güveniyor.
Fox 1, doing the calling.
Fox 1, çağrıyı yapıyor.
The only reason she was on those rocks was because the Calling told you to go there.
O kayalıklarda olmasının tek sebebi… Çağrının oraya gitmesini söylemesiydi.
No, please. I need… No, the Calling.
Hayır, Çağrı. Benim… Hayır, lütfen.
Fox 1, the calling finished.
Fox 1, çağrıyı tamamladı.
The Calling wouldn't bring us all this way just to look at a photo.
Çağrı bizi buraya bir fotoğrafa bakmamız için getirmedi.
Calling for help. I just hope he doesn't realize it's me doing the calling.
Yardım çağırıyorum. Tek umudum bu çağrıyı benim yaptığımı farketmez umarım.
I need… No, the Calling. No, please.
Hayır, Çağrı. Benim… Hayır, lütfen.
The calling. That's not gonna leave you alone. Yeah.
Evet, seni yalnız bırakmayacak. Çağrıyı.
I need… No, please. No, the Calling.
Benim… Hayır, lütfen. Hayır, Çağrı.
She was dead before you ever got the Calling. No, no.
Hayır, hayır. Sen Çağrıyı almadan önce o ölmüştü.
Results: 152, Time: 0.0285

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish