TO KEEP TALKING in Turkish translation

[tə kiːp 'tɔːkiŋ]
[tə kiːp 'tɔːkiŋ]
konuşmaya devam
sohbete devam etmek misin
hakkında konuşmaya devam etmek

Examples of using To keep talking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
D-Do you want to keep talking?
If you want to keep talking.
Eğer konuşmaya devam etmek istiyorsan bana 1.
Do you want me to keep talking like this?
Böyle konuşmaya devam mı edeyim?
Nolan, from what I'm hearing, we need to keep talking.
Nolan, duyduklarıma bakarak konuşmaya devam etmemiz gerekiyor.
And she wants to get another drink, to keep talking.
Sarah bir içki daha içmek, sohbeti sürdürmek istedi.
God would you please allow this woman to keep talking shit so that I can deliver a righteous.
Tanrım lütfen şu kadının konuşmaya devam etmeisne izin ver ben de doğru bir şey.
I'm working on our project as we speak, so it's in your best interest to keep talking with me.
Konuştuğumuz üzere proje üzerinde çalışıyorum. O yüzden benimle konuşmaya devam etmen senin hayrına.
so we really don't need to keep talking about it,?
Bu yüzden gerçekten gerek yoktamam, bu konuda konuşmaya devam?
Yeah, I don't know what that was… but he's suppose to keep talking and then something happens.
Evet, ne olduğunu bilmiyorum… ama konuşmaya devam etmesi gerekiyor ve ardından bir şeyler oluyor.
Look, johnny, i would love to keep talking, But you know what it's like here in the big chair.
Bak, Johnny, konuşmaya devam etmek isterdim ama buradaki büyük koltuk ne demek bilirsin.
I seem to have developed a nasty itch. I would love to keep talking about this, but.
Bunu konuşmaya devam etmek isterdim ama kötü bir kaşıntı başladı.
You may think 13 hours is a long time to keep talking, but Derek does it effortlessly.
Saatin devamlı konuşmak için çok uzun bir süre olduğunu düşünebilirsiniz, ama Derek bunu zahmetsizce yapabiliyor.
You're gonna have to pay me 1,200 more dollars. Okay, if you want to keep talking.
Zaman doldu. Eğer konuşmaya devam etmek istiyorsan bana 1.
We have to keep talking.
Konuşmaya devam etmemiz gerek.
We need to keep talking.
Konuşmaya devam etmeliyiz.
They told me to keep talking.
Just to keep talking to someone.
Biriyle sürekli konuşmak istiyordu.
I need you to keep talking.
Konuşmaya devam etmen gerek.
Just tell her to keep talking.
Konuşmaya devam etmesini söyle.
I have to keep talking.
Senin kollarında olduğum sürece konuşmak zorundayım.
Results: 4368, Time: 0.0492

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish