WILLFULLY in Turkish translation

kasten
deliberately
on purpose
intentionally
purposely
willfully
knowingly
maliciously
willful
purposefully
isteyerek
willingly
wanting
on purpose
asking
intentionally
voluntarily
willfully
by choice
seeking
didn't mean
bilerek
on purpose
deliberately
intentionally
knowingly
purposely
purposefully
consciously
willfully
knowing
meant
taammüden
willfully
premeditated
are charged with first-degree
wilfully
with malice aforethought
bile isteye
willfully

Examples of using Willfully in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Only when Andrew allows his positronic brain to"decay", thereby willfully abandoning his immortality,
Andrew böylece isteyerek ölümsüzlüğü terk eder,
Misappropriate 270 calendars, on the charge that you did, willfully and knowingly, William Terence Fisher,
William Terence Fisher, kasten ve bilerek… işverenlerin cenaze levazımatçıları Shadrak
Considering the dead man in Mulder's apartment was murdered in cold blood and you willfully misidentified him, yes, I am afraid.
Mulderın dairesindeki soğukkanlılıkla öldürülmüş adam ve senin onu bilerek yanlış teşhis etmeni göz önünde bulundurursak, evet korkuyorum.
Did willfully murder Richard Patrick Irving Paradine.
Isteyerek Richard Patrick Irving Paradine ı öldürdünüz.
The property of your employers Messrs. misappropriate 270 calendars, on the charge that you did, willfully and knowingly, William Terence Fisher,
William Terence Fisher, kasten ve bilerek… işverenlerin cenaze levazımatçıları Shadrak
Those who willfully disobey will be prosecuted under Section Nine, Article 3 of the Wartime City Management Regulations.
Taammüden emirlere itaat etmeyenler Savaş Zamanı Şehir Yönetimi Yönetmeliği 9. paragraf 3. bendine göre yargılanacaktır.
If any unit willfully leaves positions,
Herhangi bir birlik, konumunu isteyerek terk ederse önce komutanı
You willfully countermand my direct order,
Kasten emrime uymadın ve… şimdi
Steven willfully and maliciously destroyed… Christine Del Bueno's shoe box diorama of the four food groups.
Steven bilerek ve kasten Chritine DelBuenonın dört yemek grubu diyogramasını yok etti.
And you willfully violated the sanctity and trust He was
Ve sen bile isteye onu yok ettiğinde arkadaşlığımızın güvenini
To request who should bear the punishment of your insurrection? and now you have the audacity You willfully countermand my direct order!
Kasten emrime uymadın ve… şimdi de isyanının cezasını kimin çekmesi gerektiğini… isteyecek cesaretin var!
It's prescribed for a deathly peanut allergy and I doubt he would willfully travel without it.
Ölümcül fıstık alerjisi için reçete edilmiş ve isteyerek onsuz seyahat edeceğini hiç sanmıyorum.
And, in so doing, willfully deceived these two women. First, I will prove
Öncelikle Charles Ellisin bilinçli olarak… iki farklı nikaha imza attığını
Under Section Nine, Article 3 of the Wartime City Management Regulations. Those who willfully disobey will be prosecuted.
Taammüden emirlere itaat etmeyenler… Savaş Zamanı Şehir Yönetimi Yönetmeliği… 9.
on May 6,1946, did willfully murder Richard Patrick Irving Paradine.
6 Mayıs 1946 tarihinde isteyerek Richard Patrick Irving Paradinei öldürdünüz.
I'm writing to inform you that my father, Jack Bristow, did willfully deceive the CIA into believing Irina Derevko violated her immunity agreement.
Bu mektubu, babam Jack Bristowun Irina Derevkonun suçlarından muaf tutulma anlaşmasını bozduğuna inandırmak için CIAi kasten aldattığını bildirmek için yazıyorum.
Willfully, and with malice and cruelty and deception, then sought to conceal from knowledge and justice of the world the boay of Alice Tripp. murdered, They charge that this same George eastman.
Adaletten gizlemeye kalkışmıştır. İddiaya göre George Eastman cinayeti işleyip, sonra Alice Trippin cesedini acımasızca ve hileyle taammüden, kötü niyetle.
deceive, or willfully lie.
aldatamaz veya isteyerek yalan söyleyemez. Adı Jesse.
So from what you're saying, she willfully created an environment which destroyed a neighbor's home.
Dediklerine bakılırsa… Komşusunun evini yıkmak için… kasten öyle bir ortam yarattı.
Which destroyed a neighbor's home. she willfully created an environment So from what you're saying.
Dediklerine bakılırsa… Komşusunun evini yıkmak için… kasten öyle bir ortam yarattı.
Results: 95, Time: 0.0487

Top dictionary queries

English - Turkish