ARE FINDING in Turkish translation

[ɑːr 'faindiŋ]
[ɑːr 'faindiŋ]
bulduğu
to find
to get
to figure out
to locate
search
buldular
to find
to get
to figure out
to locate
search

Examples of using Are finding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
harvest season in Indiana, and farmers are finding more than corn in their fields.
Indianada hasat mevsimi ve çiftçiler tarlalarında mısırdan fazlasını buluyor.
We Nazis are finding a new life, a new vitality for our people… by returning to the primitive virtues.
Biz Naziler yeni bir hayat buluyoruz, halkımıza yeni bir yaşama gücü tabii, eski erdeme geri dönerek.
Even Muslim countries are finding they are in Al-Qaeda's crosshairs, often becoming the victims of terrorism and feeling the influence of Osama bin Laden firsthand.
Müslüman ülkeler bile kendilerini El-Kaidenin hedef noktası olarak buldular, çoğu terör mağduru durumuna geldi Usame bin Ladinin etkisini ilk elden hissettiler.
By returning to the primitive virtues. We Nazis are finding a new life, a new vitality for our people.
Biz Naziler yeni bir hayat buluyoruz, halkımıza yeni bir yaşama gücü… tabii, eski erdeme geri dönerek.
a mind-meld with their TV sets, some in Serbia are finding themselves bereft of companionship.
televizyonlarının önüne çakılmış durumdayken, Sırbistanda bazıları kendilerini şampiyonadan yoksun buluyorlar.
Are finding inspiration in their new hero, Jim Braddock. People who were ready to throw in the towel.
İnsanlar son anda havlu atmaya hazırlanırken, ilham buldular yeni kahramanlarında.
we're finding all of these terrible planets that are just completely unlivable is that we're finding lots of them.
bu korkunç gezegenlerden bir sürü bulmamıza rağmen bunların tamamı yaşanamaz yerler. Ve biz onlardan bir sürü buluyoruz.
What amazes me is that scientists are finding life aplenty in environments similar to that,
Bilim adamlarının buna benzer bir ortamda yaşam bulması beni şaşırtıyor,
because that's what he saw, the whole organism, but you're finding the incredible similarity that there is between creatures.
tüm canlılarda, fakat, siz canlılar arasında varolan inanılmaz benzerliği buluyorsunuz.
Rest assured, Miss Evans, they're finding traction in very high places, and your name with them.
Müsterih olun Bayan Evans,… yüksek mevkiden kimseler onları çok ilgi çekici buldu sizin adınızı da öğrendiler.
Jesus Christ… So while you're finding me a new airplane, Air Force guy, we're gonna need some sort of shuttle to.
Yani havacı çocuk, sen bana yeni bir uçak bulurken bir tür araca ihtiyacımız olacak.
EU citizens are finding more and more that their lives are shaped by regulations established in Brussels.
AB vatandaşları hayatlarının Brükselde kurulan düzenlemeler tarafından şekillendiği hususuna daha fazlasını bulabilir.
such as Italian groups, are finding new allies in Balkan states, which could move
kendilerine Balkan ülkelerinden yeni müttefikler bulduğunu kaydeden, Balkanalysis. com muhabiri Matteo Albertini ise,
more Greeks are finding it hard to afford a decent meal.
doğru dürüst bir yemek bulmada zorlanan Yunanlıların sayısı giderek artıyor.
personal care products, alternatives such as sodium phytate/phytic acid, tetrasodium glutamate diacetate and trisodium ethylenediamine disuccinate are finding more prevalent usage.
sodyum fitat/ fitik asit, tetrasodyum glutamat diasetat ve trisodyum etilendiamin disüksinat gibi alternatifler daha yaygın kullanım alanı bulmaktadır.
The number of reported cases has skyrocketed since 2005, according to researchers-- not because there is increasing abuse, but because more and more women are finding the courage to report what they have gone through.
Araştırmacılara göre, kötü muamelenin artmasından ziyade giderek daha fazla sayıda kadının yaşadıklarını bildirme cesaretini bulması nedeniyle, bildirilen vaka sayısı 2005 yılından bu yana büyük artış gösterdi.
This renewed research has created a variety of new light sources which are finding applications in a diverse range of fields,
Yeni teknolojiyle kullanarak birçok yeni ışık kaynağı bulunmuştur; Optik koherens bilgisayarlı kesityazar,
where some of the world's poorest kids are finding transformative new ways to learn.
dünyanın en fakir çocuklarından bazılarının dönüşümcü yeni öğrenme yollarını bulduğu Rio ve Kiberanın varoşlarında ulaştı.
this innovation engine going, so companies are finding innovative ways to overcome this, but in the end it does not absolve the government of the responsibility for creating this educational structure.
bu yüzden şirketler bunu aşmak için yenilikçi yollar buluyorlar ama sonucunda bu eğitim sistemini oluşturan hükumetin sorumluluğunu aklamaz.
a winner," he said."The road to South Africa showed that we are ready for the challenges and are finding the right solutions.
-kazanan olmak- da büyük bir sorumluluk.'' diyen Antiç şöyle devam ediyor:'' Güney Afrikaya uzanan yol güçlüklere hazır olduğumuzu ve doğru çözümleri bulduğumuzu gösterdi.
Results: 56, Time: 0.041

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish