CRYING OUT in Turkish translation

['kraiiŋ aʊt]
['kraiiŋ aʊt]
ağlıyordur
cry
weep
tears
cryin
whining
boo-hoo
ağlayan
crying
weeping
lachrymose
screaming
mewling
bağırdılar
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağırıyor
screaming
yelling
shouting
cries
ağlayarak
crying
weeping
in tears
haykıran
screaming
crying out
clamoring
or
ağlıyordu
cry
weep
tears
cryin
whining
boo-hoo
haykırmak
to scream
to shout
yell
to cry out
to bawl
haykırıyor
screaming
cries out
shouts
yells
cryin'out
feryad

Examples of using Crying out in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's like crying out to the sky- no one's there to answer you.
Gökyüzüne ağlamak gibi… Sana cevap verecek kimse yok.
I want a million voices crying out in the wilderness.
Issızlıkta milyonlarca sesin bağırmasını istiyorum.
Crying out to the pitiless God that put me there.
Beni oraya koyan acımasız tanrıya ağladım.
Like someone crying out in the auditorium.
Salonda çığlık atan biri gibi.
Daniel, for crying out loud, you have had one beer.
Daniel, hüngür hüngür ağlaman için bir bira yetti.
All crying out,"Vive l'Empereur!
Hepsi vive lempereur, imparator çok yaşa diye haykırıyor!
For crying out loud?
Bağırarak ağlamak için. Kanal değiştirebilir yada kapatabilirmiyiz?
She can hear barbara crying out for aimee, but.
Barbaranın Aimeeye seslenişini duyuyordu ama.
Self-mutilation is an expression of a child crying out for help.
Kendini yaralamak, bir çocuğun yardım için çığlık attığının ifadesidir.
Then one of them shows up, crying out for my help.
Bir tanesi gelip yardım etmem için yalvarıyor.
Who can hear my soul crying out?
Kim işitebilir ruhumu haykırırken?
And that noise like souls crying out in pain.
Ve şu… şu sesler, sanki ruhlar… acı içinde ağlıyormuş gibi.
The whole world's crying out.
Tüm dünya feryat ediyor.
Knowing that my little girl likely died crying out for me to come and save her.
Kızımın, yanına gitmem ve kurtarmam için… bağırarak öldüğünü bilmek.
Crying out in desperation are undoubtedly standing in their cribs, all eight million of them for me to return. And my children.
Ve çocuklarım… sekiz milyonu birden… şüphesiz beşiklerinde ayağı kalkmış… çaresizce geri dönmem için ağlıyordur.
Crying out in desperation And my children… for me to return. are undoubtedly standing in their cribs, all eight million of them.
Ve çocuklarım… sekiz milyonu birden… şüphesiz beşiklerinde ayağı kalkmış… çaresizce geri dönmem için ağlıyordur.
Who had a parrot that would wake him each morning, crying out, I heard tell once of a Jefferson City lawyer Jeff City?
Her sabah onu çığlık çığlığa uyandıran bir papağanı varmış. Duyduğuma göre bir zamanlar… Jefferson Cityde bir avukatın?
All eight million of them crying out in desperation are undoubtedly standing in their cribs, for me to return. And my children.
Ve çocuklarım… sekiz milyonu birden… şüphesiz beşiklerinde ayağı kalkmış… çaresizce geri dönmem için ağlıyordur.
And I just-- I see a man crying out. I look into his sorry doe eyes.
Onun üzgün gözlerinin içine bakarım… ve ağlayan bir adam görürüm.
But as I have been telling the Centre all along, every instinct I have is crying out that this is a setup.
Ama başından beri Merkeze söylediğim gibi sahip olduğum her bir içgüdü bu bir tuzak diye bağırıyor.
Results: 76, Time: 0.0811

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish