DIFFICULT TIMES in Turkish translation

['difikəlt taimz]
['difikəlt taimz]
zor zamanlarda
hard time
tough time
are having a difficult time
rough time
zorlu bir dönemden
zor zamanlardan
hard time
tough time
are having a difficult time
rough time
zor zamanlarla
hard time
tough time
are having a difficult time
rough time

Examples of using Difficult times in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yeah but only for us. Difficult times?
Zamanlar zor? Sadece bizim için?
Difficult times, I tell you.
Çok çetin zamanlardan geçiyoruz o kadarını söyleyeyim.
Where you come from it means born in difficult times". Iniko.
Iniko. Zor dönemde doğan'' anlamına gelir.
Dark and difficult times lie ahead.
Kara ve zor zamanlar var ilerde.
Difficult times for estates like Hundreds?
Hundreds gibi mülkler için zor zamanlar değil mi?
Difficult times, difficult choices.
Zor zamanlar zor kararları gerektirir.
I know these are difficult times.
Bunların zor zamanlar olduğunu biliyorum.
And very, very difficult times.
Ve çok ama çok zor zamanlar yaşadık.
These are very difficult times.
Bunlar çok zor zamanlar.
It was difficult times for those people.
O insanlar için çok zor zamanlarmış.
That there will be difficult times in life. The Bible constantly tells us.
İncil bize der ki… zor zamanlar yaşayabiliriz.
Boys, we are going to face some difficult times, and we are fortunate to have the church to support us.
Ve kilise bizi desteklediği için şanslıyız. Çocuklar, zor günler bizi bekliyor.
And we are fortunate to have the church to support us. Boys, we are going to face some difficult times.
Ve kilise bizi desteklediği için şanslıyız. Çocuklar, zor günler bizi bekliyor.
And behave in a civilized manner… how two ancient cultures can coexist… In these unfortunate and difficult times… let us show the world.
Bu talihsiz ve zor zamanlarda tüm dünyaya iki tarihi kültürün nasıl birarada yaşadığını gösterelim.
Towards one another. let us show the world… how two ancient cultures can coexist… and behave in a civilized manner… In these unfortunate and difficult times.
Şu talihsiz ve zor zamanlarda… tüm dünyaya iki tarihî kültürün nasıl bir arada yaşayabileceğini gösterip… birbirimize medeni ölçülerle davranalım. Kefallonia sakinleri.
Towards one another. and behave in a civilized manner… how two ancient cultures can coexist… In these unfortunate and difficult times… let us show the world.
Kefallonia sakinleri. Şu talihsiz ve zor zamanlarda… tüm dünyaya iki tarihî kültürün nasıl bir arada yaşayabileceğini gösterip… birbirimize medeni ölçülerle davranalım.
is indeed inevitable, difficult times require stability.
gerçekten kaçınılmaz olsa da zor zamanlarda kararlılık gerekir.
In these dark and difficult times, the public can respect. A former serviceman, his is the reliable voice that.
Eski bir asker olarak, onunki bu karanlık ve zor zamanlarda… toplumun saygı duyabileceği bir sestir.
A former serviceman, his is the reliable voice that, in these dark and difficult times, the public can respect.
Eski bir asker olarak, onunki bu karanlık ve zor zamanlarda toplumun saygı duyabileceği bir sestir.
And he lived through these very tumultuous times, difficult times of 19th century,
Çok çalkantılı bir zamanda yaşadı, 19. yüzyılın zor zamanlarında, 19. yüzyılın sonlarında
Results: 67, Time: 0.0484

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish