DISCLOSED in Turkish translation

[dis'kləʊzd]
[dis'kləʊzd]
açıklanan
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain
açıkladı
to explain
to announce
to reveal
to clarify
to disclose
an explanation
to declare
to unveil
ifşa
expose
reveal
disclose
exposure
compromised
blown
burned
disclosure
divulge
outed
açığa
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain

Examples of using Disclosed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And when you killed a living soul, and disputed thereon-- and God disclosed what you were hiding.
Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz ve bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı.
I need to know if you have ever mentioned my name to anyone… disclosed the… the nature of our… relationship?
Adımı daha önce birine bahsedip, bahsetmediğini bilmem gerekiyor. İlişkimizin doğasını ifşa ettin mi?
And when you killed a living soul, and disputed thereon-- and God disclosed what you were hiding.
O vakit birisini öldürmüş, çekişip suçu üstünüzden atmıştınız hani. Allahsa gizlediğinizi açığa vuracaktı.
and disputed thereon-- and God disclosed what you were hiding.
onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı.
Other people before you enquired about such things, but when they were disclosed to them, they refused to carry them out.
Sizden önce bir topluluk o tip soruları sordu da, o sorularından dolayı inkarcı oldular.
Unlike the related Meltdown vulnerability disclosed at the same time, Spectre does not
Aynı zamanda açıklanan ilgili Erime kırılganlığının aksine,
But Joseph secreted it in his soul and disclosed it not to them, saying,'You are in a worse case; God knows very well what you are describing.
Yusuf bunu kendi içinde saklı tuttu ve bunu onlara açıklamadı( ve içinden):'' Siz daha kötü bir konumdasınız'' dedi.'' Sizin düzmekte olduklarınızı Allah daha iyi bilir.
Saftoiu said that, during his term as presidential counsellor, President Traian Basescu disclosed he knew the content of phone conversations between opposition Social Democratic Party(PSD) leader Mircea Geoana and former head of state Ion Iliescu.
Saftoiu, cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak görev süresi boyunca Cumhurbaşkanı Traian Basescunun muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti( PSD) genel başkanı Mircea Geoana ile eski devlet başkanı İon İliescu arasında geçen telefon görüşmelerinin içeriğini bildiğini açıkladığını söyledi.
The two leaders discussed the issues of single sovereignty and citizenship, on which they agreed in principle," the UN disclosed on Tuesday(July 1st), following a meeting between the leaders of the divided Mediterranean island, Greek Cypriot President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat."They agreed to discuss the details of their implementation during the full-fledged negotiations," the UN continued.
BM, bölünmüş Akdeniz adasının liderleri, Kıbrıs Rum Kesimi Devlet Başkanı Demetris Hristofiyas ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında gerçekleşen görüşme sonrasında 1 Temmuz Salı günü yaptığı açıklamada,'' İki lider tek egemenlik ve vatandaşlık konularını görüşmüş ve prensipte anlaşmaya varmışlardır.'' diyerek şöyle devam etti:'' Liderler, bunların uygulanmalarıyla ilgili ayrıntıları tam teşekküllü müzakerelerde tartışmaya karar vermişlerdir.
It's something I can disclose to you.
Bu sana ifşa edebileceğim bir şey.
You're gonna give me shit about not disclosing this report?
Bu raporu ifşa etmemem için sen de mi bana atıp tutacaksın?
Yes, it could disclose the identity of fighters housed there.
Evet, orada yerleşmiş mücadelecilerin kimliklerini açığa çıkarabilir.
I can't disclose that.
Bunu ifşa edemem.
Lo! Allah is disclosing what ye fear.
Şüphesiz, Allah kaçınmakta olduklarınızı açığa çıkarandır.
I'm afraid that information I can't disclose just yet.
Bundan henüz ifşa edemediğim bilgilerden korkuyorum.
However, you may not disclose this fact.
Ama bu gerçeği açığa vuramazsın.
I can't disclose classified information.
Gizli bilgileri ifşa edemem.
It's a shame I can't disclose more information.
Ne yazık ki daha fazla bilgi ifşa edemem.
Cannot disclose details of said officer.
Bahsi geçen memurun detayları ifşa edilemez.
I can't disclose that information.
Bu bilgiyi ifşa edemem.
Results: 43, Time: 0.0703

Top dictionary queries

English - Turkish