HAD LOST in Turkish translation

[hæd lɒst]
[hæd lɒst]
kaybetmişti
to lose
to waste
loss
kaybeden
lost
loser
one
kaybolmasını
to disappear
to get lost
being lost
to fade away
vanish
kaybetti
to lose
to waste
loss
kaybetmiş
to lose
to waste
loss
kaybettiğini
to lose
to waste
loss
yitirdi
losing
yitirmiş
losing
kayıp
loss
casualty
prodigal
long-lost
missing
lost
gone
disappeared
slipped

Examples of using Had lost in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I had lost my son… and my husband was dying in the hospital.
Ben oğlumu kaybettim ve kocam hastanede ölüm döşeğindeydi.
And now fearing the youth they eventually passed Adults had lost all confidence.
Yetişkinler güvenlerini kaybettiler ve gençlikten korkmaya başladılar.
And I had lost everything MRX had won the game.
Ve ben her şeyi kaybetmiştim. Oyunu MRX kazanmıştı.
The men had lost all their dreams.
Kaybettiler. Erkekler tüm hayallerini.
The weapon… you had lost five years ago.
Kaybettiğin o silah. Beş sene önce.
I had lost a camera in the previous day.
Ben önceki gün bir kamera kaybettim.
By morning, I had lost it.
Sabah olunca, onu kaybettim.
What if your father-in-law had lost his arms and legs… because of the train?
Peki ya kayınbaban trenin altında ellerini ayaklarını kaybetseydi?
And after that, all the villagers that had lost something.
Bu olaydan sonra, bütün köylüler bir şeylerini kaybettiler.
The Germans had lost nearly a million men since March.
Almanlar Mart ayından beri yaklaşık bir milyon askerini kaybetmişlerdi.
Mr. Matsuoka, Mariko and Takashi had lost pints of blood because of exterior injuries.
Bay Matsuoka, Mariko ve Takashi açılan yaralar yüzünden fazla kan kaybetmişlerdi.
Hafid had lost.
Bunun üzerine feudu kaybettiler.
But since my death, my friends had lost their interest in fiction.
Ama benim ölümümden beri, arkadaşlarım romanlara olan ilgilerini kaybettiler.
Tom found the necklace that Mary had lost.
Tom, Marynin kaybettiği kolyeyi buldu.
I, too, had lost a partner.
Ben de ortağımı kaybetmiştim.
The men had lost all their dreams.
Erkekler tüm hayallerini kaybettiler.
We had lost the overview a long time ago.
Biz uzun zaman önce genel bakışı kaybetmiştik.
Suppose Carl his both legs had lost.
Hayır aslında… Carl sakatlansaydı ya da bacaklarını kaybetseydi?
Both of us had lost the woman we loved.
İkimiz de sevdiğimiz kadını kaybettik.
But news came that the friend's aunt had lost everything.
Ama arkadaşının halasının her şeyini kaybettiği haberi geldi.
Results: 363, Time: 0.0731

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish