INDIGNANT in Turkish translation

[in'dignənt]
[in'dignənt]
öfkeli
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry
kızgın
angry
mad
upset
furious
fiery
pissed-off
sore
anger
fierce
pissed
kızmıştı
to be mad
to be angry
resenting
getting pissed
being pissed
upset
getting angry
to get sore
getting mad
anger

Examples of using Indignant in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I got to feel martyred and indignant all day, and I still got to eat cake off the floor.
Bütün gün zulüm edilmiş ve içerlemiş hissettim ve yine de yerden pastayı yiyebildim.
When Moses returned to his people, angry and indignant, he said,‘Evil has been your conduct in my absence!
Musa, kavmine kızgın ve üzgün bir halde dönünce:'' Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız?
When Moses returned to his people, angry and indignant, he said,‘Evil has been your conduct in my absence!
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce'' Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz!
With regard to this video, and this pains us. and indignant responses We have received a massive amount of messages.
Bu video ile alakalı büyük miktarda mesaj ve… öfke dolu tepki aldık.
Alice began in a loud, indignant voice, but she stopped hastily,
Alice, yüksek sesle, öfkeli bir sesle başladı,
Many countries have been inspired by the"indignant" Spaniards, and protests continued to demonstrate their global character on October 15 of last year, with demonstrations in over 900 cities and 82 countries.
Birçok ülke'' öfkeli'' İspanyollardan etkilendi ve geçtiğimiz yıl 15 Ekimde protestolar küresel bir görünüm kazanarak 900ün üzerinde şehre ve 82 ülkeye yayıldı.
residing abroad that wants to maintain her anonymity and dedicates her attention to the creative talent that has risen as a result of the indignant movement.
Kimliğini açıklamak istemiyor ve tüm ilgisini'' öfkeliler'' hareketinin ortaya çıkardığı yaratıcı yeteneklere yöneltmiş durumda.
Pissed off and indignant.
Sinirli ve öfkeli bir şekilde.
A little indignant around here.- Very hostile.
Çok acımasız. Burada da biraz öfke var.
No one is more morally indignant than a beauty the wrong side of forty.
Kimse öfkelenmeye 40 sınırının yanlış tarafındaki bir güzelden daha yakın değildir.
Martha looked indignant.
Martha öfkeli görünüyordu.
Tom looked indignant.
Tom kızgın görünüyordu.
Tom looks indignant.
Tom öfkeli görünüyor.
So Musa returned unto his people, indignant and sorrowful.
Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü.
How indignant everybody felt when the British attacked the Boers?
İngilizler Boerlere saldırdığında herkes ne kadar kızmıştı, hatırlıyor musunuz?
So Musa returned unto his people, indignant and sorrowful.
Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü.
Angry men, indignant men, beaten men
Kızgın adamlar, öfkeli adamlar, dayak yemiş adamlar
Thereupon Moses returned to his people, indignant and grieved.
Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü.
Thereupon Moses returned to his people, indignant and grieved.
Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü.
I will not tolerate this kind of indignant temperament in my class.
Sınıfımda böyle öfkeli mizaca izin veremem.
Results: 133, Time: 0.0379

Top dictionary queries

English - Turkish