LEVEL-HEADED in Turkish translation

[ˌlevl-'hedid]
[ˌlevl-'hedid]
mantıklı
logic
reason
sense
rational
prudence
mantıklıdır
logic
reason
sense
rational
prudence

Examples of using Level-headed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He's probably the most level-headed kid I know.
O muhtemelen en zeki çocuktur.
You probably thought of me as a kindly, level-headed professor.
Muhtemelen beni çok nazik ve yumuşak başlı bir profesör olarak düşündün.
measured, level-headed.
ağır başlıdır.
They both seem like really calm and level-headed people to me.
Bence ikisi de çok sakin, aklı başında insanlar.
She's been very calm and level-headed about this whole affair.
Bütün bu mesele esnasında çok sakin ve başı dikti.
He's very brave and level-headed. He's dependable and law-abiding.
Çok cesur, aklı başında, güvenilir ve yasalara saygılı biridir.
What's so practical about being level-headed?
Aklı başında olmanın nesi pratik?
Yeah. Because Carlo's very level-headed.
Çünkü Carlo çok mantıklıdır.- Evet.
I'm not the-the level-headed shrink at the moment.
Şu anda mantıklı deli doktoru değilim.
Because Carlo's very level-headed.
Çünkü Carlo çok mantıklıdır.
I know, stay level-headed.
Biliyorum, mantıklı ol.
Yeah. Because Carlo's very level-headed.
Evet. Çünkü Carlo çok mantıklıdır.
He's probably the most level-headed kid I know.
O benim tanıdığım en mantıklı çocuk.
Second, women appreciate calm, level-headed… and responsible decision-making.
Ayrıca kadınlar sakin, aklı başında… ve sorumlu erkeklerden hoşlanırlar.
Always level-headed.
Her zaman mantıklı.
Second, women appreciate calm, level-headed… and responsible decision-making.
Ve sorumluluk sahibi kararları sever. İkinci olarak kadınlar sakin, mantıklı.
Level-headed and reasonable guy.- That's'cause I'm a really.
Çünkü ben gerçekten aklı başında ve mantıklı bir adamım.
clear-eyed and level-headed.
gayet isabetli ve mantıklı.
I woke up feeling more responsible, mature and level-headed.
Biliyor musun, kendimi daha sorumluluk sahibi, olgun ve mantıklı hissederek uyandım.
About being level-headed? What's so practical?
Soğukkanlı olmanın nesi pratik?
Results: 110, Time: 0.0489

Top dictionary queries

English - Turkish