MUTUAL in Turkish translation

['mjuːtʃʊəl]
['mjuːtʃʊəl]
ortak
partner
common
joint
mutual
associate
mate
collective
pardner
communal
corporate
müşterek
joint
common
mutual
collective
shared
combined
karşılıklı
back
in exchange
in
in return
reward
and
respond
response
fight
recompense
karşılıklıdır
back
in exchange
in
in return
reward
and
respond
response
fight
recompense
karşılık
back
in exchange
in
in return
reward
and
respond
response
fight
recompense
karşılıklıydı
back
in exchange
in
in return
reward
and
respond
response
fight
recompense

Examples of using Mutual in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know I hate mutual favours.
Bilirsin, yaptığım iyilik karşılığında bir iyilik istemekten nefret ederim.
We wanted to talk to you about… a robbery at dade mutual this morning.
Dade Mutualda bu sabah olan soygunla ilgili konuşmak istiyoruz.
That's why you chose Dade Mutual.
Dade Mutualı seçmenizin sebebi de bu.
When people say something's mutual, it never is.
İnsanlar bir şeyin karşılıklığı olduğunu söylediğinde hiç öyle olmaz.
When people say something's mutual.
İnsanlar bir şeyin karşılıklığı olduğunu söylediğinde hiç öyle olmaz.
He was practically aglow. The feeling was mutual.
Hisleri karşılıklıymış. Öyle heyecanlıydı ki.
One heart. And mutual love.
Tek kalp ve karşılıksız sevgi.
Liberty State Mutual.
Bağımsız devlet müşterekinden.
You and me got a pain-in-the-balls mutual acquaintance.
İkimizin de tanıdığı bir baş belası var.
She left with mutual regret and at her own request.
Kendi isteğiyle ve karşıIıklı üzüntümüzle işi bırakmıştır.
Mutual sandwiches are evidence of intimacy, aren't they?
Paylaşılan sandviçler yakın ilişkinin kanıtıdır, değil mi?
Kalmeta stressed that the government desires a"climate of mutual trust.
Kalmeta, hükümetin bir'' karşılıklı güven ortamı'' arzuladığını vurguladı.
There's mutual advantage.
Ortaklaşa avantajımız var.
See if the feeling's mutual.
Bakalım hislerimiz ortak mı?
Mutual disarmament?
Karşilikli silah birakma?
I thought we had a mutual trust here.
Birbirimize güvenimiz var sanıyordum.
Feeling's mutual, man.
Hisler karsilikli, dostum.
But I see us as a team, mutual appreciation.
Ama birbirini takdir eden bir takım olarak görüyorum bizi.
We have a lead, uh, on the Broadway Mutual Bank robbery.
Broadway yatırım bankası soygunuyla ilgili elimizde bir ipucu var.
Broadway Mutual Bank.
Broadway yatırım bankası.
Results: 1370, Time: 0.059

Top dictionary queries

English - Turkish