NEVER KNOWING in Turkish translation

['nevər 'nəʊiŋ]
['nevər 'nəʊiŋ]
asla bilememek
hiç bilmeden
asla bilmemek
hiç bilemeden
asla bilemeden
hiç bilemedi
hiç tanımadan

Examples of using Never knowing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Never knowing what he's going to do next.
Onun daha sonra ne yapacağını asla bilemiyorum.
Never knowing when the knife will fall.
Bıçağın ne zaman düşeceğini hiç bilmiyor.
Never knowing which thought might be your last.
Hangisinin son düşüncesi olacağını asla bilemez.
I would have gone to my grave never knowing.
Bunu hiç öğrenmeden mezara gidebilirdim.
It's gonna haunt him never knowing if he would have made that shot.
O atışı yapıp yapamayacağını asla bilememek hiç aklından çıkmayacak.
Kill me now… and die seconds later never knowing why.
Beni şimdi öldürürsen sekiz saniye sonra ölür ve sebebini öğrenemezsin.
Never knowing when you're likely to come home?
Eve tam olarak ne zaman geleceğin bilinmez.
Never knowing who he's gonna be when he turns up. What he's gonna do.
Çıkıp geldiğinde ne olacağı, ne yapacağı asla bilinmiyor.
Never knowing who he's gonna be when he turns up?
Çıkıp geldiğinde ne olacağı, ne yapacağı asla bilinmiyor.
Never knowing any existence beyond isolation?
Tecridin ötesinde hiç bir varlığı asla bilmemek mi?
hitting those mean streets, never knowing if he's coming back or not.
geri dönüp dönmeyeceğini asla bilememek kolay bir şey değil.
I have lived day to day never knowing if my body, if it will succumb
Günbegün hiç bilmeden yaşamaktaydım, bedenim pes edecek mi…
Watching them get up every morning, never knowing whether he's coming back or not. strapping on that old mailbag.
geri dönüp dönmeyeceğini asla bilememek kolay bir şey değil.
That must have been the most unpleasant thing of all, never knowing who was working for the enemy.
Kimin düşman için çalıştığını asla bilmemek… en tatsız şey olmalı.
Think of the strain he must live under, never knowing when the blow will fall again.
Yaşamak zorunda kaldığı gerginliği bir düşün, darbenin tekrar ne zaman geleceğini hiç bilmeden.
we live and die, never knowing why we 're born into this life.
yaşar ve ölürüz, asla bilemeden bu dünyaya neden geldiğimizi.
Never knowing when the blow will fall again. Think of the strain he must live under.
Yaşamak zorunda kaldığı gerginliği bir düşün, darbenin tekrar ne zaman geleceğini hiç bilmeden.
You would spend the rest of your life looking over your shoulder, never knowing when Zoom is coming.
Hayatının geri kalanını Zoomun ne zaman geleceğini asla bilemeden diken üstünde geçireceksin.
It's true what they say about never knowing who people really are. Let's talk later.
Sonra konuşalım. İnsanların gerçekte kim olduğunu asla bilemezsin, derler ya, doğruymuş.
What happens if… if I die, never knowing what happened to Ellen
Ne olurdu eğer… eğer ölürsem, asla bilemem Ellene ne olduğunu…
Results: 67, Time: 0.0497

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish