PARDON in Turkish translation

['pɑːdn]
['pɑːdn]
af
amnesty
pardon
forgiveness
clemency
to forgive
absolution
i will ask
excuse me
i shall ask
affedersiniz
excuse me
sorry
pardon me
forgive me
scuse me
affedin
forgive
excuse
sorry
pardon
afedersiniz
excuse me
sorry
pardon me
forgive me
özür dilerim
to apologize
bağışla
to donate
to forgive
forgiveness
spare
to pardon
donor-surrogate
bağışlanma
donation
charity
donor
grant
fundraiser
money
contribution
donate
fundraising
bagis
mağfirete
forgiveness
to forgive
pardon

Examples of using Pardon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pardon me, but I am the Commander of Mewar's army.
Kusura bakmayın ama ben Mewarın ordu komutanıyım.
But you and I know perfectly well who did this. Pardon, Governor.
Affedersiniz Sayın Vali… ama bunu kimin yaptığını ikimiz de gayet iyi biliyoruz.
Pardon me, but… well, if I could possibly ask you for one?
Beni bağışla, ama… Mümkünse birisini sana sorabilir miyim?
Pardon my cynicism, but I don't exactly trust the pikey.
Ben çingeneye tam olarak güvenmiyorum. Kötümserliğim için özür dilerim, ama.
And I have said: Seek pardon of your Lord. Lo! He was ever Forgiving.
Dedim ki, Rabbinizden bağışlanma dileyin; O çok Bağışlayandır.
Pardon me, but… But why do it? For no reason.
Beni affedin ama… Neden böyle? Sebepsiz.
Bye. Sheriff. Pardon me, I'm a Loomis.
Afedersiniz, ben Loomis. Şerif.- Hoşçakalın.
But you're needed on the bridge. Pardon the interruption, Captain.
Böldüğüm için kusura bakmayın Kaptan ama köprüde size ihtiyaç var.
Pardon me for saying this… But I think you do.
Bunu söylediğim için beni bağışla ama bence biliyorsun.
Christos.- Pardon.
Christos!- Affedersiniz.
Pardon me a moment, I'm just paying these gentlemen off.
Bana bir dakika affedin, sadece bu beyefendilere para ödüyorum.
I want a pardon.
Ben bağışlanma istiyorum.
Bye. Pardon me, I'm a Loomis. Sheriff.
Afedersiniz, ben Loomis. Şerif.- Hoşçakalın.
Pardon me for saying this, but something about you is so strikingly attractive.
Bunu söylediğim için kusura bakmayın ama sizdeki bir şey sizi çok çekici kılıyor.
Oh, and… and pardon me, what are Mahars?
Maharlar nedir? Oh, ve… ve beni bağışla.
My land is not your land. I beg your pardon, Lord.
Affedin Lordum! Toprağım da senin toprağın değil.
Sheriff. Pardon me, I'm a Loomis.- Bye.
Afedersiniz, ben Loomis. Şerif.- Hoşçakalın.
Hello. Pardon me for interfering, but that's a nice shirt.
Merhaba. Lafa karıştığım için kusura bakmayın, ama gömleğiniz çok güzel.
I can't promise you a pardon, but… Will you help us?
Bize yardım eder misin? Sana bağışlanma sözü veremem, ama?
Signora, I implore you, pardon this outrageous incident… Answer me! which dishonors our school.
Lekeleyen bu üzücü olayı affedin. Yalvarırım, okulumuzun adını.
Results: 2116, Time: 0.0892

Top dictionary queries

English - Turkish