PLAGUES in Turkish translation

[pleigz]
[pleigz]
vebalar
plague
pestilence
salgınlar
epidemic
plague
outbreak
pandemic
pestilence
disease
contagion
musibetleri
evil
calamity
scourge
plagues
disaster strikes
misfortune befalls
belasıdır
trouble
felaketler
disaster
catastrophe
catastrophic
tragedy
calamity
be disastrous
veba
plague
pestilence
musibet
evil
calamity
scourge
plagues
disaster strikes
misfortune befalls
vebaların
plague
pestilence
salgın
epidemic
plague
outbreak
pandemic
pestilence
disease
contagion
vebalarla
plague
pestilence
musibetlerden
evil
calamity
scourge
plagues
disaster strikes
misfortune befalls

Examples of using Plagues in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Droughts, plagues.
Kuraklık, veba.
Earthquakes, floods, plagues. They're behind seismic catastrophes.
Sismik felaketlerin, depremlerin, sellerin, vebaların arkasındalar.
And it was, well, losing its way. Humanity was under siege from wars and plagues.
Ve yolunu kaybetmişti. İnsanlık savaşlar ve vebalarla kuşatma altındaydı.
You wanna talk plagues?
Musibetlerden bahsetmek ister misin?
Two plagues, Oskar. Punishment.
Ceza olarak iki tane veba gönderdi, Oskar.
Humanity was under siege from wars and plagues and was, well, losing its way.
Ve yolunu kaybetmişti. İnsanlık savaşlar ve vebalarla kuşatma altındaydı.
You wanna talk plagues? All right?
Pekala.- Musibetlerden bahsetmek ister misin?
red death, plagues, masks.
kırmızı ölüm, veba, maskeler.
And plagues and was, well, losing its way. Humanity was under siege from wars.
Ve yolunu kaybetmişti. İnsanlık savaşlar ve vebalarla kuşatma altındaydı.
You wanna talk plagues? All right.
Musibetlerden bahsetmek ister misin? Pekala.
I hear a lot of the border moons are in bad shape- plagues and famine.
Civar gezegenlerin kötü durumda olduğunu çok duyuyorum… veba ve kıtlık.
But this animal plagues us.
Ama bu hayvan bize veba.
Plagues and enemies will not come your way anymore.
Belalar ve düşmanlar artık yolunuza çıkmayacak.
Plagues sweep across California.
Vebanın Kaliforniya boyunca yayıldığını gördüm.
He uses leprosy and plagues.
Cüzzam ve vebayı kullanıyor zaten.
But what does this have to do with plagues?
Ama bunun musibetlerle ne ilgisi var?
Send me your plagues.
Bana vebanı yolla.
But what does this have to do with plagues?
Ama bunun felaketlerle ne alakası var?
Let's just get out of here before the final three plagues.
Son üç felaketten önce buradan çıkalım yeter.
You wanna talk plagues? All right.
Felaketlerden mi söz etmek istiyorsun? Pekâlâ.
Results: 146, Time: 0.0572

Top dictionary queries

English - Turkish