SILLY in Turkish translation

['sili]
['sili]
aptal
stupid
idiot
dumb
fool
silly
foolish
dummy
moron
jerk
dumbass
saçma
ridiculous
nonsense
bullshit
stupid
absurd
silly
crazy
rubbish
dumb
preposterous
şapşal
silly
stupid
dummy
fool
idiot
goofy
dorky
dumb
doofus
douche
salak
idiot
stupid
dumb
fool
moron
silly
dummy
jerk
dumbass
sucker
sersem
idiot
silly
fool
stupid
dumb
dummy
jerk
nitwit
oaf
dope
budala
fool
idiot
silly
dumb
dummy
stupid
foolish
jackass
sucker
dope
gülünç
ridiculous
funny
ludicrous
silly
grotesque
absurd
hilarious
pathetic
laughable
humorous
şaşkın
silly
wide-eyed
goofy
confused
surprised
bewildered
puzzled
shocked
dazed
perplexed
ahmak
idiot
fool
jackass
stupid
jerk
dumb
foolish
silly
dork
dope
saçmalama
bullshit
nonsense
bullshitting
talking shit
ridiculous

Examples of using Silly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You silly, there's nothing but sands around.
Seni ahmak, etrafta kumdan başka hiçbir şey yok.
Pop, pretty much everyone knows that that means Gay Pride. Don't be silly.
Saçmalama. Baba, neredeyse herkes bunun eşcinsellerin gurur bayrağı olduğunu bilir.
What's that, baby? It's a bathing suit, silly.
Mayo, sersem.- Nedir o?
Quit smiling, silly, or I will fall in love. Come on.
Gülümsemeyi bırak şaşkın, yoksa aşık olacağım. Haydi.
Like all the girls my age, I wanted to laugh loudly and be silly.
Aynı yaşıtım kızlar gibi, kahkaha atıp budala olmak isterdim.
No, silly, it's 9:00 in New York.
Hayır, ahmak, New Yorkta saat 9.
What do we need other people for? Don't be silly.
Saçmalama. Neden başkalarına ihtiyacımız olsun ki?
Silly Caucasian girl likes to play with samurai swords.
Şaşkın beyaz kız samuray kılıçlarıyla oynamayı seviyor.
Just let's let this silly racist thing blow over and… hmm?
Bu gülünç ırkçı olayının geçmesini bekleyelim ve?
Silly girl. That sort of thing can get you killed.
Sersem kız. Bu gibi şeyler seni öldürtebilir.
If the fire department could see you now, you silly lamp queen.
İtfaye bölümü seni şimdi görseydi, seni budala lamba kraliçesi.
This anxious, silly world, with all the banality of a breakfast cereal.
Bu kaygı dolu ahmak dünya bütün bu adilik aslında bir kahvaltı gevreğidir.
We're going to double your medication… No, silly.
Hayır, saçmalama. Dozu iki katına çıkaracağız.
Blow over and… hmm? Just let's let this silly racist thing.
Bu gülünç ırkçı olayının geçmesini bekleyelim ve.
But I don't have a girlfriend, you… silly librarian.
Fakat benim kız arkadaşım yok ki, seni şaşkın kütüphaneci.
Silly Mr. Blair with his Cheshire Cat grin… As for that.
Suratında o dalavereci kedi sırıtışıyla o budala Bay Blaire de aldırma.
Must I listen to more of your silly pity.
Senin ahmak acımanı daha fazla dinlemeliyim.
You don't have to wear that silly uniform anymore. You know, I'm so happy.
O gülünç üniformayı artık giymen gerekmediği için çok mutluyum.
No, silly. No.
Hayır, saçmalama. Hayır.
You're two silly girls playing with the lives of thousands of people.
Sürüklenmeye nasıl razı oldum ben? İnsanların hayatlarıyla oynayan 2 sersem kızla.
Results: 7770, Time: 0.0969

Top dictionary queries

English - Turkish