SQUABBLING in Turkish translation

['skwɒbliŋ]
['skwɒbliŋ]
çatışan
conflicting
squabbling
clashing
fighting
tangled with
ağız dalaşı yapan
kavgalarla
fight
brawl
quarrel
argument
feud
row
strife
altercation
tartışmacı
to discuss
to argue
to fight
to debate
argument
quarrel
to dispute
didişme
çekişmelerden
tartışan
arguing
discussing
one's disputing
the speech of her who pleads
squabbling

Examples of using Squabbling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Always squabbling.
Her zaman hırgür.
Are you two still squabbling?
Sizi ikiniz hâlâ didişiyor musunuz?
No! Kids squabbling over marbles.
Hayır! Çocuklar misket üzerine kavga ediyor.
Sir, I'm not interested in squabbling with you on this night.
Beyefendi böyle bir gecede sizinle atışmaya meraklı değilim.
all I get is squabbling.
hep elde ettiğim ağız dalaşı.
Squabbling kingdoms of England into a single entity, For example, I have used it to unite all the small, now capable of defending itself.
Mesela gücümü, İngilterenin bütün küçük çatışan krallıklarını… tek çatı altında toplamak için kullandım… artık onu tehdit etmeye veya yok etmeye gelen… herkese karşı kendisini savunabilecek durumda.
If that means inconveniencing a few squabbling delegates for a few days, then so be it!
Eğer bu ağız dalaşı yapan birkaç delegeye bir kaç gün rahatsızlık vermek demekse, o halde öyle olsun!
Now capable of defending itself For example, I have used it to unite all the small, squabbling kingdoms of England into a single entity.
Mesela gücümü, İngilterenin bütün küçük çatışan krallıklarını… tek çatı altında toplamak için kullandım… artık onu tehdit etmeye veya yok etmeye gelen… herkese karşı kendisini savunabilecek durumda.
To petty political squabbling between humorless and hack politicians just wasting their time on left-wing dogma?
Espriden anlamayan sıradan politikacıların politik kavgalarla ve sol dogmalarla zaman harcamasına mı?
Now capable of defending itself squabbling kingdoms of England into a single entity, For example, I have used
Mesela gücümü, İngilterenin bütün küçük çatışan krallıklarını… tek çatı altında toplamak için kullandım… artık onu tehdit etmeye
Braila. Just to keep the peace between squabbling creatures who will starve and die before the end of the year, anyway.
Her halükarda yıl sonunda açlıktan ölecek, ağız dalaşı yapan yaratıklar arasında barışı sağlamak için. Braila.
I will not waste my time separating truth from fiction, like a mother with squabbling children.
Tartışan çocukları olan bir anne gibi vaktimi, doğruyu yalandan ayırarak geçirmeyeceğim.
Just wasting their time on left-wing dogma? To petty political squabbling between humourless and hack politicians?
Espriden anlamayan sıradan politikacıların… politik kavgalarla ve sol dogmalarla zaman harcamasına mı?
Like a mother with squabbling children. I will not waste my time separating truth from fiction.
Tartışan çocukları olan bir anne gibi… vaktimi, doğruyu yalandan ayırarak geçirmeyeceğim.
Time to conduct a BiH census is running out, and political squabbling has blocked the passage of essential legislation.
BHde nüfus sayımı yapmak için zamanı dolarken, siyasi tartışmalar, gerekli yasaların çıkarılmasının önünü kesiyor.
it's been more squabbling and more abuse.
öğrenme yerine daha fazla kavga ve istismar oldu.
And think of it, that vast hinterland and those 13 squabbling colonies, all ripe for the picking.
O kocaman iç bölgenin ve 13 atışan koloninin toplamak için olgun olduğunu düşünsene.
That likely means squabbling and would require Greek President Karolos Papoulias to ask the party leaders,
Bu, muhtemelen ağız dalaşı anlamına geliyor ve Yunan Cumhurbaşkanı Karolos Papouliasın tek tek
They're all too busy squabbling over who's gonna get the presidential holiday home at the Black Sea.
Hepsi kimin başkan olacağı… …kimin Karadenizde yazlık alacağıyla… …uğraşmakla meşgul.
The recent dismissal of the second man in the state hierarchy shows how far intra-party squabbling can reach.
Devlet hiyerarşisindeki ikinci kişinin geçtiğimiz günlerde görevden alınması, parti içi sürtüşmenin nerelere ulaşabileceğini gösteriyor.
Results: 62, Time: 0.0677

Top dictionary queries

English - Turkish