THEY FLED in Turkish translation

[ðei fled]
[ðei fled]
kaçtılar
run
to escape
flee
to avoid
to get away
away
elope
dodging
to evade
to skip
kaçmışlar
run
to escape
flee
to avoid
to get away
away
elope
dodging
to evade
to skip
kaçtıkları
run
to escape
flee
to avoid
to get away
away
elope
dodging
to evade
to skip
kaçtıktan
run
to escape
flee
to avoid
to get away
away
elope
dodging
to evade
to skip

Examples of using They fled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They fled over the border from Odin's lands.
Odinin topraklarından kaçıp sınırı geçtiler.
They fled across the yard and died.
Avluda kaçıştılar ve öldüler.
They fled but were almost overtaken by Tereus at Daulia in Phocis.
Phocisdeki Dauliada Tereus tarafından neredeyse yakalanacakken kaçmayı başarırlar.
They fled… squealing like cowards.
Onlar… korkaklar gibi kaçtılar.
Yeah, they're warnings. The local tribes carved them before they fled.
Yerli kabileler, onları kaçmadan önce oymuşlar.- Evet, uyarılar.
So, they fled?
Kaçtılar mı yani?
They fled like cowards.
Korkak gibi kaçıyorlar.
But they fled when Hades began to lose his power.
Ama Hades gücünü kaybetmeye başlayınca hepsi kaçtı.
In order to survive, they fled to a nearby hill.
Hayatta kalmak için yakındaki bir tepeye sığındılar.
But the more I called, the farther they fled.
Benim çağırmam, ancak onların kaçmasını arttırdı.
They fled through this window.
Bu pencereden tüymüşler.
And when its inhabitants perceived Our punishment, at once they fled from it.
Bizim zorlu-azabımızı hissettikleri zaman, oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.
I was hoping they fled somewhere, you know.
Geç olmadan bir yere kaçmışlardır diye umuyordum.
They're warnings. The local tribes carved them before they fled.
Bunlar uyarılar. Yerli kabileler göçmeden önce ağaçlara kazımışlar.
However, once the Byzantine troops caught sight of the overwhelming Persian army encamped outside the city walls, they fled, fearing a suicidal battle.
Bununla birlikte, Bizans birlikleri, sur duvarlarının dışında bulunan ezici Pers ordusunu görüp, intihar savaşından korkarak kaçtılar.
They fled during the slave rebellion in 1791, but couldn't go back
Deki köle ayaklanmasında kaçmışlar ama Fransaya dönememişler
They fled to Canada, where my father drove a taxi
Te Kanadaya kaçmışlar. Babam taksici oldu,
She was nice enough to let my family stay here After they fled ba sing se.
Ba Sing Seden kaçtıktan sonra ailemin burada kalmasına… izin vererek, büyük incelik gösterdi.
I was hoping they fled somewhere, you know, early on, but then I went by St. Vincent's to… check the records.
Geç olmadan bir yere kaçmışlardır diye umuyordum. Ama sonra hastaneye kayıtlara bakmaya gittim.
Hundreds years ago they fled and while crossing those hills… they saw this magnificent valley.
Yüzlerce yıl önce kaçarken ve bu dağları aşarken… bu muhteşem vadiyi görmüşler.
Results: 76, Time: 0.0415

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish