UNCHECKED in Turkish translation

[ˌʌn'tʃekt]
[ˌʌn'tʃekt]
başıboş
stray
loose
rogue
adrift
unattended
footloose
wandering
unchecked
idle
rambling
serbest
free
release
loose
freelance
go
freely
walk
freestyle
let
unfettered
kontrolsüz
control
check
inspection
kontrolsüzce
control
check
inspection
kontrolsüzler
control
check
inspection
kontrolsüz hale geldikçe propagandalarıyla ülkeye hastalık yayışını

Examples of using Unchecked in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That area's unchecked.
O bölge kontrol edilmedi.
We're talking about unchecked aggression here, Dude.
Bahsediyoruz Ahbap. Burada, denetimsiz şiddetten Ben burada.
We're talking about unchecked aggression here, Dude.
Bahsediyoruz Ahbap. Ben burada… Burada, denetimsiz şiddetten.
We're talking about unchecked aggression here, Dude.
Ben burada… Burada, denetimsiz şiddetten bahsediyoruz Ahbap.
Blaming me for their unchecked violence.
Kendi şiddetlerini bana fatura ediyorlar.
Mayor Kane cannot have such unchecked power.
Başkan Kane böylesine bir güce denetimsiz sahip olamaz.
But he cannot have such unchecked power as he alone sees fit.
Ama onun istediği gibi böylesine bir güce denetimsiz sahip olamaz.
And Ryan has a level of narcissism that, if left unchecked, could lead to fascism
Ryanın da, kontrolsüz bırakıldığı takdirde, faşizme ve özgürlük kaybına yol açabileceği
With all that talk about unchecked power… you're still so arrogant you didn't bother to come up with a plan to stop yourself?
Kontrolsüz güç hakkında yaptığın konuşmaya rağmen kendini durduracak bir plân yapmayacak kadar kibirli misin?
Food production in less than 50 years leading to famine and war. Unchecked population growth will overtake.
Yıldan kısa sürede kontrolsüz nüfus artışı, gıda üretimini geçecek… kıtlık ve savaşa yol açacak.
criminal minds are left unchecked to spread fear and corruption.
suçlular korkuyu ve yozlaşmayı yaymak için serbest kaldı.
With his propaganda, as his power became unchecked. And then he watched as your kinsman infected this country.
Sonra ise akrabanın gücü kontrolsüz hale geldikçe… propagandalarıyla ülkeye hastalık yayışını izlemek zorunda kaldı.
Leading to famine and war. Unchecked population growth will overtake food production in less than 50 years.
Yıldan kısa sürede kontrolsüz nüfus artışı, gıda üretimini geçecek… kıtlık ve savaşa yol açacak.
Will overtake food production in less than 50 years, leading to famine and war. Unchecked population growth.
Yıldan kısa sürede kontrolsüz nüfus artışı, gıda üretimini geçecek… kıtlık ve savaşa yol açacak.
You're all just dancing, like some uncoordinated doomsday cult, while vermin run around unchecked.
Haşerat kontrolsüzce ortalıkta cirit adarken beceriksiz kıyamet tarikatları misali dans edip duruyorsunuz hepiniz.
Unchecked population growth will overtake food production in less than 50 years,
Yıldan kısa sürede kontrolsüz nüfus artışı, gıda üretimini geçecek… kıtlık
nation into the depths of anarchy. and, mark my words, if this goes unchecked.
eğer böyle kontrolsüzce giderse… ulusumuz yeniden anarşinin derinliklerine dalabilir.
Food production in less than 50 years leading to famine. Unchecked population growth will overtake.
Yıldan kısa sürede kontrolsüz nüfus artışı, gıda üretimini geçecek… kıtlık ve savaşa yol açacak.
And then they abuse that power. people like Hirst get into power When the FBI goes unchecked.
Ve sonra o gücü kötüye kullanırlar. FBI kontrolsüz gittiğinde, Hirst gibi insanlar güce kavuşuyor.
Despite your unchecked ambition.
Kontrolsüz hırsına rağmen.
Results: 281, Time: 0.0653

Top dictionary queries

English - Turkish