ARE ACTUALLY in Turkish translation

[ɑːr 'æktʃʊli]
[ɑːr 'æktʃʊli]
aslında
actually
in fact
really
well
basically
indeed
originally
essentially
honestly
know
aslına bakarsan
gerçekten
really
actually
truly
real
indeed
seriously
honestly
literally
genuinely
verily
esasında
main
real
original
really
ultimate
essential
mainly
primary
base
actually
gerçekten çok güzel olmuş i̇şte
aslinda
actually
in fact
well
really
of it
gerçekten özlüyor gel işte

Examples of using Are actually in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just a matter of time before people realize you're actually Superman.
İnsanların, senin gerçek bir Superman olduğunu anlamarı an meselesi.
You're actually winning!
Aslına bakarsan kazanıyorsun!
Those are actually for Christmas trees.
Onlar aslında Noel ağacı için.
My quarters are actually up there. Spasibo, Yuri.
Aslına bakarsan bir parçamı yukarıda bırakmıştım. Teşekkürler Yuri.
And these prices are actually with clean electrons.
Ve bu fiyatlar aslında temiz elektronlar üzerinden.
They're actually shooting a thing at my place.
Aslına bakarsan şu an evde çekim yapıyorlar.
You are actually what?
Sen aslında ne?
Some are actually on the brink of extinction.
Bazıları aslında nesli tükenmenin eşiğinde.
The planes haven't stopped… they're actually frozen.
Uçaklar durmuş falan değil. Donmuşlar aslına bakarsan.
Cause a lot of people would argue that video games are actually.
Çünkü birçok insan video oyunlarının aslında.
Our fathers are actually alike.
Babalarımız benziyormuş aslında.
Tom and Mary are actually on the same team.
Tom ve Mary aslında aynı takımdalar.
All the symptoms that I see on your brother… are actually mine.
Ağabeyinde gözlemlediğim bütün semptomlar aslında bende.
What? You are actually.
İncinin neyi dedin? Sen aslında.
Girls like her are actually.
Onun gibi kızlar aslında.
Girls like her are actually what?
Onun gibi kızlar aslında nedir?
Maybe all of my problems are actually caused by.
Belki de tüm sorunlarımın esas sebebi.
What, you're actually gonna let me have the last word?
Ne oldu, gerçekten son sözü benim söylememe izin mi vereceksin?
You're actually lucky.
Sen aslında çok şanslısın.
She's not going to solve the underlying problems that are actually destroying this planet.
Bu gezegeni asıl mahveden öncelikli sorunları çözmeyecek.
Results: 132, Time: 0.0425

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish