BELIEVE in Turkish translation

[bi'liːv]
[bi'liːv]
inanıyorum
i believe
i do
i trust
inanan
believe
faith
inanmak
to believe
trust
faith
belief
inan
believe
trust
have faith
i̇nan
to believe
trust
faith
belief
inanın
believe
trust
have faith
iman
mean
hint
innuendo
implication
suggesting
implying
insinuating
allusions
alluding
implicate
inanır
believe
inanıyor musun
believes
really thinks
i̇nanın
believe
trust
have faith
i̇man
mean
hint
innuendo
implication
suggesting
implying
insinuating
allusions
alluding
implicate
inanırlar
believe
inanmalısın
to believe
trust
faith
belief
inanırım
believe
inanırız
believe

Examples of using Believe in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Black Lightning made her believe she could save her daughter.- Yeah.
Black Lightning onu, kızını kurtarabileceğine inandırdı.- Evet.
You do believe me, don't you? You must believe me.
Bana inanıyorsunuz, değil mi? Bana inanmalısınız.
You let me believe he was coming back. All this time.
Bunca zaman. Geri döneceğine beni inandırdın.
All this time. You let me believe he was coming back.
Bunca zaman. Geri döneceğine beni inandırdın.
And my mother made me believe you would never let us see Eva.
Annem de Evayı görmemize asla izin vermeyeceğine inandırdı.
I was out late last night You have to believe me.
Dün gece dışarıdaydım geç vakitte Bana inanmalısınız.
You have to believe me. I was out late last night.
Dün gece dışarıdaydım geç vakitte Bana inanmalısınız.
You made me believe that I could live a normal life. For 18 years.
Normal bir hayat yaşayabileceğime 18 yıl boyunca beni inandırdın.
You don't believe me. I think you believe it.
Sanırım sen buna inanıyorsun. Bana inanmıyorsun.
I can't… I can't believe she's here.
İnanamıyorum. Burada olduğuna inanmıyorum.
You were the hero, All this time, you made everyone believe.
Bunca zamandır herkesi kahraman olduğuna inandırdın.
All this time, you made everyone believe you were the hero.
Bunca zamandır herkesi kahraman olduğuna inandırdın.
Believe he killed that girl? Is it fair to let Larry's mother?
Annesinin Larrynin o kızı öldürdüğüne inanması adil mi?
Sir, believe me when I say how sorry I am.
Bayım, ne kadar üzgün olduğumu söylediğimde bana inanmalısınız.
When she says that Shadow was a woman. Which makes me believe her.
Bu da benim Gölgenin kadın olduğu konusunda söylediklerine inanmam anlamına geliyor.
Which makes me believe her when she says that Shadow was a woman.
Bu da benim Gölgenin kadın olduğu konusunda söylediklerine inanmam anlamına geliyor.
Okay. I have always been amazed at how quickly people believe the craziest stuff.
Peki. İnsanların çılgınca şeylere çabucak inanması beni hep şaşırtır.
so I gotta believe in the other thing.
diğer şeylere de inanmam gerek.
I have to believe that my actions still have meaning….
Hareketlerimin hala anlamlı olduğuna inanmam gerekiyor.
The world's still here. I have to believe that when my eyes are closed….
Gözlerimi kapatsam bile düyanın hala dönüyor olduğuna inanmam gerekiyor.
Results: 25402, Time: 0.0937

Top dictionary queries

English - Turkish