COMPLAINING in Turkish translation

[kəm'pleiniŋ]
[kəm'pleiniŋ]
şikayet
complaints
report
press charges
you complained
şikayet etmeyi
complain
to report
yakınmayı
complain
mızmızlanmayı
whining
bitching
şikayet ediyor
complains
's been complaining
file a complaint
's been complaining about
şikayetçi
complaints
report
press charges
you complained
şikâyet etmeyi
complain
to report
şikayeti
complaints
report
press charges
you complained
şikâyetçi
complaints
report
press charges
you complained
şikayet etmek
complain
to report
şikayet etmeden
complain
to report
yakınmaya
complain
yakındığını
complain

Examples of using Complaining in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Then quit complaining.- No.
Hayır. Şikayet etmeyi kes o zaman.
Stop complaining! You are just caught in the crossfire.
Kes mızmızlanmayı! Sen sadece çapraz ateşe yakalandın.
Your father was complaining for his surfing memorabilia. that he didn't have a place.
Baban, sörf anılarını hatırlayabilmek için bir yer olmadığından şikayet ediyordu.
Oh, quit complaining.
Oh, şikâyet etmeyi bırak.
Will you lay off, I'm the one who should be complaining.
Bırakır mısın, şikayetçi olması gereken kişi benim.
But stop complaining, because you're not two.
Ama sızlanmayı kes. Çünkü iki yaşında değilsin artık.
Complaining, avoiding work, taking selfies.
Şikayet ediyor, çalışmaktan kaçıyor, selfie çekiyor.
You are just caught in the crossfire. Stop complaining!
Kes mızmızlanmayı! Sen sadece çapraz ateşe yakalandın!
Maybe you should just stop complaining and tell her what you want.
Belki şikayet etmeyi bırakıp… ona ne istediğini söylemelisin.
Stop complaining, I said.
Yakınmayı bırak, dedim.
The General Staff is in revolt, the Ministers are complaining.
Genelkurmay isyanda, Bakanlar şikayet ediyor.
I will stop complaining.
Şikayeti keseceğim bundan böyle.
Stop complaining, bolt-brain.
Şikâyet etmeyi kes, cıvata beyin.
Yeah.- I'm not complaining.
Şikayetçi değilim.- Evet.
Stop complaining and get over here.
Sızlanmayı kes de buraya gel.
Come and help me. Stop complaining.
Mızmızlanmayı bırak. Gel de bana yardım et.
Oh, quit complaining.
Oh, şikayet etmeyi bırak.
Neighbor's complaining.
Komşu şikayet ediyor.
Oh, quit complaining!
Ah, yakınmayı bırak!
I'm not complaining, but sometimes I feel like?
Şikâyetçi değilim. Ama bazen'' Ne yapıyorum ben?
Results: 686, Time: 0.0719

Top dictionary queries

English - Turkish