DELAYING in Turkish translation

[di'leiiŋ]
[di'leiiŋ]
geciktirmek
to be late
delay
lateness
tardy
ertelemek
postpone
delay
reschedule
put off
push
defer
procrastinating
ertelemenin
postpone
delay
reschedule
put off
push
defer
procrastinating
geciktirme
to be late
delay
lateness
tardy
geciktirerek
to be late
delay
lateness
tardy
ertelemeyi
postpone
delay
reschedule
put off
push
defer
procrastinating
geciktirmenin
to be late
delay
lateness
tardy
erteleme
postpone
delay
reschedule
put off
push
defer
procrastinating

Examples of using Delaying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The current trend of delaying marriage, along with the economy means that people have to adapt.
Evliliği ertelemede yeni trend, ekonomiyle birlikte insanların adapte olması gerektiğidir.
You have lost a good opportunity by delaying.
Sen gecikerek iyi bir fırsatı kaybettin.
But delaying the Basilisk is all we can manage.
Ama Bailiski geciktirmekten başka bir seçeneğimiz yok.
By delaying, you simply restrict my ability to do myjob.
Bunu erteleyerek, benim işimi yapmama engel oluyorsunuz.
We can't keep delaying the burn.
Yakmayı ertelemeye devam edemeyiz.
By delaying, you simply restrict my ability to do my job.
Bunu erteleyerek, benim işimi yapmama engel oluyorsunuz.
Nationalism delaying BiH's path to EU.
Milliyetçilik BHnin AB yolunu geciktiriyor.
Nick Fury used your friendship to coerce this Council into delaying Project Insight.
Nick Fury sizinle olan dostluğunu bu konseyi İrfan Projesini ertelemeye zorlamakla kullandı.
And you have nothing to lose by delaying for a few days.
Siz de tamamen bilimsel görevinizin birkaç gün gecikmesiyle bir şey kaybetmezsiniz.
Are you delaying us or trying to be smart?
Matrak olmaya m, ı yoksa bizi geciktirmeye mi çalışıyorsun?
Maybe, but there have been bomb alerts so he's delaying publishing my article.
Belki, ama bomba ihbarı da olduğundan adam yazımın yayınını geciktiriyor.
I'm just asking for your blessing on Celia delaying her run.
Sadece Celianın adaylığını ertelemesini onaylamanızı istiyorum.
Hurry, Nicholas, you're delaying the trip to the country.
Çabuk ol Nikolai, taşraya yolculuğu erteliyorsun.
you're only delaying the inevitable collapse.
yalnızca kaçınılmaz çöküşü erteliyorsun.
CoE: political confrontation delaying major reforms in Albania.
CoE: Siyasi çekişmeler Arnavutlukta önemli reformları geciktiriyor.
Stop delaying things.
Kes şunu. İşleri geciktirmeyi bırak.
Mr. Banks, if i find out you have knowingly participated in delaying this interview.
Bay Banks, eğer bu görüşmenin geciktirilmesine bilerek katkıda bulunduysanız.
I tried to explain that blocking or delaying Sara's adoption was warranted.
Saranın evlat edinilmesinin iptali ya da ertelenmesinin gerekli olduğunu açıklamaya çalıştım.
But there is benefit in delaying our return.
Yine de dönüşümüzü ertelememizde fayda var.
All that ceremony delaying the inevitable, and… Not to take it personally.
Kişisel algılama tabii. Tüm o kaçınılmazı geciktiren seromoni.
Results: 133, Time: 0.0873

Top dictionary queries

English - Turkish