ESCALATING in Turkish translation

['eskəleitiŋ]
['eskəleitiŋ]
artan
leftover
increasingly
incremental
surplus
increased
growing
rising
heightened
escalating
mounting
tırmanmasını
climb
mountain-climbing
crawl up
kızışması
kızışıyor
is heating up
complicated
is escalating
hot
are gonna get real

Examples of using Escalating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The unsub's escalating.
Şüpheli hızlanıyor.
Hmm, guns really do have a way of escalating the situation.
Hmm, silahlar gerçekten durum tırmanan bir yolu var.
After much delay, and amid escalating communal violence.
Bir çok gecikmenin ardından ve toplumsal şiddetin tırmanması ile.
And amid escalating communal violence, After much delay.
Bir çok gecikmenin ardından ve toplumsal şiddetin tırmanması ile.
Comm traffic from the planet indicates escalating violence.
Gezegenden gelen iletişim trafiği şiddet olaylarının arttığını gösteriyor.
But apparently a war's escalating.- Just a small town in middle America.
Orta Amerikada ufak bir kasaba ama görünen o ki bir savaş yaşanacak.
apparently a war's escalating.
görünen o ki bir savaş yaşanacak.
An already tense situation now escalating.
Zaten gergin bir durum şimdi tırmanıyor.
In a formal letter to Brezhnev, Honecker proposed a joint military measure to control the escalating problems in Poland.
Honecker Brejneve yazdığı resmi mektupta'' Polonyadaki artan sorunları kontrol altına almak için ortak askeri tedbir'' önerdi.
The root of the world's endless wars and escalating conflicts is our inability to judge disputes impartially.
Dünyadaki sonu gelmeyen savaşların ve artan çatışmaların kökünde sorunları tarafsızca çözmekteki yeteneksizliğimiz yatmaktadır.
In an effort to prevent the incident from escalating, Tokyo promptly ordered the JAAF not to conduct any more air strikes against Soviet airbases.
Hızlı bir şekilde olayın tırmanmasını önleme ve Nomonhan ı tutuma çabalarıyla Tokyo derhal hava birliklerine herhangi hava saldırısını yapılmayacağına dair emrini verdi.
And by the level of violence escalating in Oakland, I'm guessing you have been busy.
Ve Oaklandda artan şiddet seviyesini göz önünde bulundurursak. tahminimce çok meşguldün.
He also warned about potential new hostilities as a result of the escalating tension over the issue.
Bu konuyla ilgili gerginliğin artması sonucunda yeni düşmanlıklar ortaya çıkma potansiyeli hakkında da uyardı.
We are watching the escalating violence arising from the compelling operations run by Turkish authorities in Southeastern Turkey resided by Kurdish population with concern.
Türkiyenin güneydoğusunda, Türk yetkililerin Kürt nüfusun yaşadığı kentlerde mücbir operasyonundan kaynaklanan şiddetin tırmanmasını kaygıyla izliyoruz.
As dissent threatens to tear apart the peaceful Mandalore system, Duchess Satine struggles to protect her people against the escalating violence.
Bölücü tehditlerin Mandalore sistemini bölmeye başlaması üzerine Düşes Satine artan şiddete karşı halkını korumak için canla başla mücadele etmekte.
the European Broadcasting Union(EBU) wanted the 2013 Contest to be"smaller" due to the escalating costs of previous contests.
de geçen yıllarda yarışma maliyetinin artması sebebiyle'' küçük'' bir 2013 yarışması istediğini bildirdi.
Because of the escalating torture, we believe this unsub is becoming both increasingly desperate and volatile.
Artan işkenceden dolayı şüphelinin giderek daha umutsuz ve dengesiz hale geldiğini düşünüyoruz.
A spokesman for the government has deplored the escalating attacks on Singapore and reiterated that despite the terrorist campaign.
Hükümet adına, bir sözcü Singapurdaki artan saldırılardan üzüntü duyduklarını terör eylemlerine rağmen.
Given the satellite's mass and its escalating descent, what prevents it from destroying him?
Uydunun kütlesi ve artan düşme hızı… düşünülünce, uydunun onu yok etmesine engel olan şey ne?
But with hostilities escalating, a peaceful solution seems less
Ancak artan düşmanlık sonucu barışçıl bir çözüm çok
Results: 83, Time: 0.0924

Top dictionary queries

English - Turkish